12
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
1096
Okunma

Nidada saklı seyri ölümün
Düş penceresi her geçici iklim
Şaibeli dansı yokluğun reveransı.
Mutluluk öykünüyor dünün kodaman
Kanatlarına konan büyüsüne vasat bir gölge
İri çeperinde ömrün
Hezeyan bürümüşse gözlerini matemin
Kuyruk acısı aslında her bilinmeyenin tehdidi.
Zamandan çaldık biz hayatı
Hayatı sunduk en vakur delil niyetine
Neşeyi saf tuttuk
Safça kandırıldık
Kanmayı unuttuk aslında ezelden
Şuuru kayıp şiirlerde yetişen öykü misali
Kahramanları kodladık biteviye.
Bazen mazlum bir prenses
Bazen kinayeli bir dönence
Bazen yorgunluğun ufkunda biten yeni gün misali
Rehin aldık günü
Günlerden gün seçtik
Uyumayı unutmaktı amacımız düş denizinde.
Bazen korktuk dizelerden
Zanları serptik insan kimliklerinin üzerine
Kendimizce yandık
Aslında çok hamdık, demekten tensiye edip
Varlıklarımız kadar büyüğün de büyüğüydük.
Z/aman idi elzem bir düş’ün perde arkası.
Ve öfkesi zuhur eden meltemden alacaklı
Her lisan.
Yine kendince gölgeden yana derdi
Âlimin, ihsanların menkıbesinde
Öykündüğü ne ise beşerin tecellisi.
Uyuduğu her an’a denk düşen öfke,
Kininden sızana kaşık tutan biteviye
Cehaletin rızası yenik düşerken
Bilginin tenine.
Yakası kavuşmaz asla
İki dirhem kaç çekirdek sürecek ki bu cefa?
Adından yana derdi kinayenin
Mevsimlerin ikbaline doluşan suretler
Zonklar başı göğün
Erecekmişçesine başın göğe.
Zıplarsın buluttan umuda
Zemherilerin nakşında
Üşümek neymiş anlarmışçasına
Her çatallı dilin zehrine banıp ömrü
Kanadıkça dikenlerin battığı oluk oluk
Deşenlerle yüzgöz olmadan
İçine akıtıp gözyaşını
Görünmezliğin kınında
Zafiyetler değil mi hiçliğin tecellisi.
Yağız bir kırlangıç sobeliyor mevsimi
Teğet geçen bakışlarında şehla düşlerin
Kamburunu çıkaran bir şiire rastlıyorum:
Hani olur da; içimde kalan son ukdenin babında
Soluklandığım gecenin perdesinden burun kıvırıyorum
Yahşi bir sesle dolduruşa gelen
Aklı evvel hutbelerinde muhalif kentin
Bir tebaa sabaha yolcu ettiğim.
İplerinde aklımın takılı kaldığı
Son basamağında ayyuka çıkan aşkın
Kırkladığım acılarıma göz kulak olsun diye
Kulak memesinden çaldığım beyhude bakışların
Ufkuna binen kadırgalı bir düş.
Akla teğet;
Yüreğe pelesenk
Kalburüstü saltanat
Ahkâmların merhem olması yerine
Üstü örtülü gerçeklerin
Yarım ağız gülüşleri.
Kıkırdayan şarkılarda kaybolmuş elem madem
Satır arasında şiir yüklü mizacın sunumu
Korunaklı bir dünya.
Kem küm etmek de neyin nesi, dercesine
Celbini yazdığım son günün
Beylik telaşlarla ömrü ayaklarımda uyuttuğum
Beynamaz sitayiş.
Salkım salkım aklın mamalarında
Sarkıt misali hüzün yüklü gündemden arakladığım
Kendi halinde bir şiir,
Giyinip örtündüğüm aklım sıra.
Oysa yüreğin perhizini bozmuşluğum
Verdiğim o antrakta
Gel-geç aşklara gösterdiğim direnç
Kalantor yüklemler hep mi cümlenin sonunda?
Ah’lar koyup vah’larla yorduğum;
Kayıp bir imlecin peşine takılmışlığım:
Sorulardan mı medet bulacağım da
Saya saya geldim yolun sonuna.
Öyle bir terane ki;
Zemherilerde üşümüşlüğüme son çare.
Mevsim mevsim gezip
Geçitlerinde sürünen yüreğin ırmaklarında
Kâğıttan bir kayık
Sözüm ona su da geçirmeyecekti
Artık akla zarar bir tecrübe
İstifli düş palazlarım
Yana yakıla tefler çaldığım
Aymaz satırlarda.
Nüktedan bir imge
Yerli yersiz s/üzüldüğüm külliyen hatıra,
Demeyi meziyet bellediğim
Şiir tadında bir ölüm.
Az sonra esecek meltemin pervazında
Ne çok serçe
Gagalarında iri kıyımlar
Küçücük boyları ile mi meze oldular
Bu düş pazarına?
Yetim bir şiirden geride kalan ne ise
Bağcıklarını yeni çözdüğüm
Aşk tadında bir rüya.
Saltanat sürmekle sefaletin
Meziyeti en büyük tehlike
Düşüp haraç mezat en aykırı mizansen
Yakut değerinde bir tantana
Geçkin şiirlerden arakladığım
Bir buse tadında olsa keşke
Hayatın saf tuttuğu koridorlarda
Neyin neyden değil
Sebepsiz serzenişlerin hatırına.
5.0
100% (20)