17
Yorum
45
Beğeni
0,0
Puan
2042
Okunma


.............
Yine ben Ezher..
Ya da yine sen.
Çok uzaklardan sesleneceğim sana
Gözbebeklerinden
Aşkın doğduğu yerden.
Kalbimin kıyametinden,
Savaştan ve aşktan arta kalan acılarımla
Kelimeleri yalnızlığa sürgün edilmiş
Yitik bir lisanla konuşacağım seninle.
Zamanın silemediği, ölümün öldüremediği
Bir acıyla dokunacağım sessizliğimi
Son nefesimi senden önce verdiğim dudaklarına
Dudaklarımla
Gün geçmez ki,
Şu yorgun zamanın mihrabında kalbim
Çilesine âşık bir dervişin vecdi ile
Sana rabıta etmesin.
Ve gün geçmez ki
Bir elimde itaat
Bir elimde isyan
Hüzünle yıkadığım yüzümden
Parmak izlerini silmesin.
Oysaki..
Aşkın onurumu aşan cüretini
Anladığım günden beri
Ellerimle boğup öldürüyordum
Varlığına isyan eden bütün kelimelerimi.
Ama sen
Kalbimin içinde
Kendi lisanımla konuştun benimle.
Sana sus diyemedim..
Hece hece bölsen de beni ayrılığa
Sana sus diyemedim.
Horasan taşlarını kırdın
Sır hazinelerimin.
Hiç aman vermedi orduların.
Bana adını söylemedi
Ne senin..
Nede,
Yokluğuna sürgün edildiğim zaman
Gelip geçtiğim yerlerin.
Yakılmış şehirler gördüm gözlerinden geçerken
Issız geceler,
Ruhundan soyunmuş cesetler gördüm
Hiç birinden korkmadım
Senden korktuğum kadar.
Elinden tutup,
Kapına getirdiğim çocukluğum kadar
Sevmedim hiç bir çocuğu
Ve incitmedim hiç kimseyi onun kadar.
Ezher!
Adımı hiç öğretmemiş olsan da dudaklarına
O gül rengini hiç soldurmadan dokunacağım
Ölümün soğuk nefesini tutarak içimde
Mavi bir buse ile bırakacağım ruhumu
Ruhunun kıyısına.
Ve susacağım sonra
Sen bu ıssız mısralarıma
Gözlerinle dokunup
Ruhunla dolana kadar
Seni sevmeyi neden terk etmediğimi
Asla söylemeyeceğim sana, asla