5
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
1048
Okunma
bazen,
yazmak yerine
kağıdın kolundan tutup
nisan şarkıları eşliğinde
güneşe çıkmak isteyen kalemin sesine
kulak vermek geçiyor içimden
dört duvar içinde küflenen düşler
masa üstü klavyede dolanan parmaklar
gün gelecek
düğümlenecek biliyorum
dünlerin tükenmişliğinde
güne sabah o’nda başlamak istiyorsun bazen
anlıyor musun
zeytin peynirle değil
köy kahvaltısıyla
korna sesiyle değil de
kuş sesiyle merhaba diyen yeni bir gün güneşine
dönmek istiyorsun
hayatın güzelliklerinden yüz bulamadığı yetmezmiş gibi
sevgili yüzünde de
iz bulamayan..bitimsiz bir güz gibiyken
ve dahi aynalarda
her sabah geceyi silmeye çalıştığın beyaz havludaki o karanlığa aldırış etmeden
bütün sevimsizliğiyle
göz göze geldiğin turşu satan suratın
kısır bir gök gibi
bağlarken seni bir kuş
-ağında
renksizliğin zinciriyle cirit atarken
zincirleme reaksiyon gibidir yarılanma ömrün
zincirleme kazalara kurban gider hayatın içindeki emniyetsiz trafik
ehliyeti bakkaldan almış nice aşklara
balıklama dalan ay
-yaş alır her suya düşüşünde
ki kuyular
kazılmıştır aslında
başka başka ellerce
bu yüzden kazmaya değil
küreğe sorulan hesabın
faturası
kesilir
ipi tutan eller
günahkar
gün kadar
ah toplar
karanlıklara..
bazen,
yazılmak yerine
okumak isteyen kağıt gibiyim
mürekkebimi
velhasıl öğlen oldu
nokta.