17
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
1442
Okunma

Hep ıssız yerlerde mi durur
ah bu yelkovanlar.
’Çocuk olmak için dokuz ay
insan ölmek için bir ömür ’ mü beklenir.
Arkamda biriken gölgelere baktıkça
Son kullanma tarihini geçirmiş
hiç bir şeye
öksürüp durmazdım dolu dolu.
Dönekler geçidinden geçerken
kemiklerini yitirmezdi ölüler
vagon dolusu.
Cesur otobüs camlarından
bakmazdım yağmur yüklü gözlerle.
Uçurmadan hayalleri gökyüzüne
kare kökünü almazdım sevdaların.
Yolunu şaşıran rüzgar
misafir olmazdı yüzümde.
Bir selamına yenilmezdim
hasret adlı çiçeğin.
Hüzne kesmezdi yıldızlar
melodisini yitirdiğinde.
Vefalı bir dost gibi
gelmiyorsa beklediğim sabah.
Ölüme hüküm giyiyorsam
geçince yüreğimin üşümesi
Eklem yerlerimi acıtıyorsa
gençlik düşlerim.
Bir sopayla çiziyorsam karların üzerine
sonsuzcasına birlikte olacağımız odayı.
Verilen sözlerin hiçliğinde
başı dizimde uyuyan
denizler dolaşıyorsa içimde.
Bir çiçek oluyorsam kendi ülkemin renginde
yer yüzü demetinde.
Hançer gibi saplanan sözcüğü
hala duyumsuyorsa soluğum.
Kar yağıyorsa güneşli kirpiklere
kime aittir bu ülke kış gelince
söyle kime..?
Fotoğrafların bile küsmüş anılarına
Sen bana üşenirken;
sığırcıkların dağıttığı akşamın
sesiyim ben hala..
ferdaca
5.0
100% (25)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.