9
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
1042
Okunma

Damarımdan vurdu kansız akşamlar
Kanlı bıçaklı olduğum şiir aşkına
Dökülse pür-nakıl yaş dolu sinemde kırık bir tebessüm.
Ellerim soğuk, İstanbul ayazında
Gökten damlayan Porsuk Çayı
İkilemlerin mahareti belli ki dediklerime binaen
Kır saçlarında ela gözlü sancının
Yükü yine kanatlarında bir nida
Düşerken soluksuz kaldığım yetmezmiş gibi
Kamburu devasa büyüklükte sitemlerin ruhu
Eşleşirken Temmuz akşamıyla.
Bir kırlangıç misali,
Bir kurbağayı öpmek kadar da anlamsız
Yedi düvel haykırsa ne yazar?
Yarım izmarit ve bir tane daha:
Sönecek mi bakalım yangını?
Kurum kurum kuramlar dökülür de nifaktan,
Sevdalar yas tutarcasına
Köle harflerin bükük boynu
Yine gök kubbede metazori bir aydınlık
Sözüm ona kalburüstü
Cahil tayfası sezerken kinini evrenin
Uleması gelse ne yazar,
Kandıkça yalanlarına cihanın?
Bir abdal mizacı yine yüklendik de gideriz
Peşi sıra;
Kayarız kaydıraktan ölüm fısıldarken çok uzaklardan.
Uzağın piri
Aslında yüreğin kirini yine boca etmeli
Pervasız mısralardan dökülen yaş misali
Körükledikçe yas bilinmeze tehdit
Yine sakındığım her edada,
Yürekte niyaz en hayırlısından
Bir yarın dilerim sadece Allah’tan.
5.0
100% (14)