0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1212
Okunma

İmrenerek
Dalgın dalgın bakardım
İçim içime
sığmadığı an çaresiz kalırdım
Şen şakrak oynayan, uçurtma
uçuran çocukları alkışlardım
Ben hiç
sokağa çıkamazdım,
bacaklarımı ezip geçen
kamyon için hicran yaşardım
Yıllarca yatağa bağlı yaşadım,
suskun halimle gören,
hisseden gözlere melalimi aktarırdım
Gizleyemem...
Üzülmedim diyemem
Pencereden
bakan çaresize gülemem
Dizleri tutmayan,
gözleri olduğu halde
görmeyene sevinemem
Varlığı kendinde gören,
varlığı kadar
var olduğuna inanana
dost diyemem
Aşkı hevasında arayana,
sevda diye
sırılsıklam tere kanana, umuttan
hiç anlamayanı dinleyemem
Nihayet anladım
Çok geç olsa bile,
saflığıma ver dilediğince
Her niyet
ve amelin akıbeti
hakkıyla düşünülmeyince
İnsanız işte,
zafiyet, duygusallık,
hüsnü zan
var ömür sahnesinde
Kaybeden
ben olayım sen üzülme yine,
ruhun, kalbin, vicdanın
ne hal içindedir hesap eyle
Ruh erişecektir ecel vaktine,
ne Araf ve ne de Berzahtan
umutlan mizan mahcubiyetini
tefekkür etmekten çekinme
Arama..
Beni her yerde
Aklın estikçe,
hatırına geldikçe
Hasret sabırla firkat
vaktine erişmeyince
Nasip umutla
yüzleşmeyince,
zaaf sökün edince
Gam ve vehmin
esaretine girdikçe,
teslimiyetten imtina ettikçe
Sen...
Gül şeninde
Şen şakrak ötersin
Hilkatin
sadrında nefes tüketirsin
Suskun dervişe
bilmem ki ne söylersin
İman aşkının
sevdasında yanan gönlü
yakinen bilirsin
Bu bedbin halimi düşündükçe,
ufuksuz düşünceleri
hasrettikçe söyle neylerim
Mustafa Cilasun
(