0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
951
Okunma

KEBİN
Yine inat yüklenmiş gidiyordu.
“Dur, gitme.
Kavra ellerimi.
Bak yaşam çizgimize,” dedim.
“Yetmezsek birbirimize,
ardına bakmadan çeker gidersin bir dehlize.”
Önce avuçlarında terledi ellerim.
Sonra dinlemedi beni.
“Eller mi?” dedi.
“El ne bilir senin,
benim,
bizim dündeki yangınlarımızı?
Düne kasvet,
güne hasret,
yarına özlem;
mutluluk saçan umutlarımızı ne bilir?”
Sonra sustu ve çekti gitti.
Kapattı kendini manastır sandığı bir dehlize.
Nihayet gelince dize,
verdi kebin’i bir dinsize.
İki oğuldan sonra hamile kalmıştı bir kıza.
Önce büyük oğlu Mehmed’i,
sonra ikinci Mehmed’i içince şehadet şerbetini.
Henüz idrak etmişti ki dinini,
yaktı nura doğmuş Zeyneb’ini.
Kadın kutsarken dinini,
erkek kirletmişti mabedini.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)