1
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
827
Okunma
Bir ikindi bunaltısında
kırılgan cümlemin rahmine düşen
Su değil toprak değil ateş
Bir çamur deryasında üşüyen ellerimdir
Kirli değildi alnımın akına düşen
Bir değil bin can sıkıntısıydı
Söylesem ne olacak sanki
Taş mı doğuracak toprak ateş mi
Bir yanım düş deryası ya
Karnımı yumruklayan hangi masal sanki..
Ölmüş ruhları insanların
yüzleri buzul çağı
Kim anmış kim kusmuş
Bir bakış ardı sokak aydınlığına...
Sonrası yok bu işin
Sonrası salma atlar zamanı
Bir hıçkırık anısına
Koşar ayak dörtnala sürgün
Yekpare
Ciğerpare
Tek tek dökülen yapraklardan...
Sorsam
Karanlığa çalan
Sormazsam donar mı damarımı ıslatan
tükürür mü yüzüme yalan
Sorsam koşar mı ardımdan
Akşam görmeleri
Düş seğirmeleri...
Bit yeniği var bunda kanınca aklımın
Kanması peki neden kalbimin
Çocuk gibi aptal gibi
Sererek saf sudan bahtımı
Önüne açtığım iki yüzlü
Elimden aldı önümü ardımı
Peki neden yine de yumruklar Karnımı
Açmazsam
Dökülmeyecek mi torbamdan misketlerim
Cikletlerim çayır çimen gezmişliklerim
Hep bahar diye
Toprağın yüzüne diktiğim gözlerim
Sahi sormak gerek
Yalın ayak koşanlar
Kaç cümle çeker içinden
Kaçı kalbinden kaçı karnından
Islık çala çala
Nefes alışlarım
Kısık
Cansız
İsteksiz
Bu ilkbahar akşamında
Zihnim yine bulanık
İçim ruhum dünyam
İkindiden kalma darmadağınık
15.03.2017
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.