3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1329
Okunma

Kucağında bebesiyle öldürülen kadını,
yavrusunun cesedini sırtında köyüne götüren adamı,
sadece oğlunun bir kemiğini soran, isteyen cumartesiyi,
evladının cesedini buzdolabında tutan anneyi,
apartman enkazında katledilen yakınlarını alamayan Cizreliyi,
Somalı, Ermenekli madencileri,
Naylon çadırların içinde uyurken yanan inşaat işçileri,
Pozantılı, Karamanlı sübyanları,
Konyalı, Aladağlı öğrencileri,
Kobani’ye oyuncak götürürken Suruç’ta ölümle durdurulan gençleri,
Ankara garında yok edilenleri,
Gezi direnişçilerini,
Ekmeği kana bulanan Berkin’i...
......
Hepsini yüreğimizde oluşan
derin, büyük boşluğa gömdükçe,
vurdum duymazlık ve
kanıksanmış gözyaşlarıyla
’normalleştirilmiş kötülük’ dolarken,
zifirisine göğsümüzün...
vicdanların ahından kadınların,
kasırgalar oluşsa;
Anne karnındaki ceninden,
masumuyetin bittiği,
belleğin başladığı
beş yaşına kadar ki sabiyi,
kaptığı gibi, üstüne çıkarsa bulutların.
kimsenin gitmediği,
görmediği,
el değmemiş,
mutluluk adalarından geçirip,
el bebek gül bebek
bindirse sırtına ormanların.
Tüm yüreği nasırlılar da
yarattıkları Tanrılarını,
kirli elbiseleri ve
karanlık ruhlarıyla
bıraksa yedi kat altına toprağın.
Dört nesil sonra;
ebem kuşağından paraşütlerle,
tohumlar atıp,
çiçekler açtırsa
yüreklerinde insanlığın
ve de
bir ucundan diğer ucuna memleketimin...
.....
Sayın seyirciler,
teknik bir arıza nedeniyle yayınımıza ara vermiştik,
Haberlere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
27.01 2017
Ömer KIYAK
5.0
100% (3)