2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
973
Okunma
Yolunu şaşırmış gül
Derisi yüzülmüş ölümün vadisinde
Ben iki gözyaşında saklıyım
Gözyaşının çığlığı zamanı seyreder
gözümde.
Karanlıkta saklarım yüzümün iklimlerini
Hızlı koşan her şarkının gittiği yerde
Yaşlı kentlerin ayak izleri rüzgar olur
Rengi kaybolan bozkırlarda
Masal gibi anlatırım renkleri yaratan sesini.
Kaç dünyadan sonra gelir düşlerime sızan ağrılar
Hayatın yokuşlarını anlatır
Bir de uçurumları yaşlı bir bahar
Şarkılar da yorulur benim gibi
Kentler yıkılır izler kaybolur
Renginin peşine düşer bozkırlar
Zamansız
Saçlarına örükler dizer renkli masallar.
Yola düşer gül
Kalbi çöle dönmüş küskün sabahlar
İki tatsız yağmur damlası yer
Gözümde saklı çığlık şaha kalkar.
Birşeyleri anımsadım dün
Üşüyen hayalleri sakladım kollarımda
Bir alaca vakit güneşe koşuyordu
Çıktım sensizliği uğuldayan sokaklara
Kaldırımlarda volta atardı gece ve bir de sessizlik
Kovulmuşuz adımızla bilinen kentlerden
Yıldızlara dokunmak kadar zordur kimsesizlik.
Anılar da göçer düşlerime sızan ağrılara
Hayat çığ gibi yuvarlanır tutunduğu yerden
Ağıt yakar delice yaşlı bir bahar
Ağıt gözlerime çocuk gibi bakar
Sessizliği gölge edinir uğultu
Kaldırımlar da kırılır geceye renk vermek adına
Vadilerden süzülür derisi yüzülmüş ölüm
Yıldızlar gece vakti günahlarıma sığındığında.
Gülü koklarken aldığın nefes
Ve sesin peşimde
Ağlamayı denizlere attım
Çığlıksa büyür içimde.
Zeki Nurçin