0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
799
Okunma
Ben gönülden kavuşmalara hasret
Gözden ayrılıklara doymuş adamım
Ağzımda sevda tohumları taşırım
Leylekleri anlatır her bir adımım
Onlar gibi göç ederim durmadan
Uçarım başka başka diyarlara
Bulutlar üzgün, gökler kâfi
Benzerim biraz çığlık atan martılara
Kayalar keskin, deniz kirli
Her gün bir lokma sevdamı ararım
Ne bulduysam şimdiye dek
Hepsi küflü, hepsi zehirli
Artık iştahım da yok
Olanlara itirazım da.
Elimde yanan bir tütün ile,
Emekleyerek gidiyorum ölüme.
Umursamazlığı anlatıyorum,
İçimde lanet bir hüzün ile...
Yıldızlar bile sönüyorsa güneşin önünde
Ben Nasıl boğulmayayım, ömrümün nehirinde
Oysa ne kadar güzeldi eylül akşamları yıldızlar
Ne de ılık düşerdi şubat günlerinde beyaz karlar
Ne de masalımsı uçardı nisanın içinde kuşlar
Ve ne çok umut taşırdı temmuzda çizgi gibi bulutlar
Artık ne yılların bir farkı var
Ne ayların, ne de dakikaların
Farkeden birşey varsa bile
O da yalanı olmayan şeffaf aynalardır
Belki de bu size sunduğum son vedadır
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.