11
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
2080
Okunma

sukuta küs ayaklarım düşerken caddelerine
labirent bir karmaşanın içinde
kaybolur giderim sessizce
oysa ki....
hep derdin ki
sırtımızı döndüğümüz yerde
başlıyordu gurbet
yalan mıydı her şey
şimdi ben
gecenin buğulu camlarında dinlendiği yerdeyim
kumdan duvarların yine yıkılıyor üstüme
ki ben unutulmuş bir masalım ninelerin dilinde
belki de yarım kalmış bir sevdayım
o nasırlı ellerinde
gözlerimin namlusuna sürdüğüm bu yalnızlığımla
parmağım tetiğe değdi değecek hislerimle
ki sen...
çoktan esir düştün şehrimin esrik yağmurlu ellerine
ve sen sustukça ben de sustum
kördüğümler kendini düğümlerken gözlerimde
ben bittim kendi içimde
ve şimdi
kendi içimde yetemiyorum kendi kendime
söküp atsam kendimi kendi köklerimden
ve uyusam ayın karanlık sinesinde
söyle sesime ses olan sesin değer mi tenime
ve ben hangi yangını kuşansam şimdi tenim yanar
hangi yürek vazgeçer söyle sevgisinden
ve hangi yürek sus sürülmüş trabzanlarda nöbete durur
söyle bu kadar kolay mı vazgeçmek her şeyden
ve aşk hasretinle dolduruyor şimdi sürecini
ya tut ellerimden ya da çek git içimden
ya da haydi gel
sesin yüzümün gül rengi olsun
sevinçler sabahlarımıza doğan ılıman bir güneş
oysa ki biz
sürgün değiliz ayrılığın ellerinde
uzat ellerini
tut bak
ama
avuçlarımda ki seni
sakın incitme
ay/su
gece yine uzun sürecek belli akşamın gelişinden
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.