Sonra o katil, kanlı ordularıyla ve ölüm kusan bombalarıyla geldi. Attığı o büyük bomba, evimizi yıktı. Annemin kucağında, onun sıcacık kokusuyla birlikte son nefesimi verdim. Annem şehit oldu, ben ise küçük bir melek…Zaten açlıktan ölecektik, biliyorduk. Suyumuz yoktu, ekmeğimiz kalmamıştı. Aç ve susuz bedenlerimizle direniyorduk. Ama o zalim, bu acımızı bile bize çok gördü. Bedenlerimize işkence, ruhlarımıza zulüm yaptı. Evimiz de gitti, hatıralarımız, çocukluğumuz… Onlar da enkazın altında kaldı. Vatanımızdan kovulduk, yurdumuzdan sürüldük.
Peki ya siz, ey Müslümanlar? Neden sustunuz, neden birleşmediniz? Kalpleriniz bu kadar mı taşa döndü? Tüm dünyanın sessiz kaldığı bu zulme nasıl seyirci kalabildiniz? Size feryat olmaya çalıştım, bir çığlık, bir yalvarış… Ama nafile. Sesim duyulmadı, feryadım işitilmedi. Bu sessizlik, bu boş bakışlar kalbime en derin yarayı açtı. Benim gibi nice çocuk melek oldu. Mescid-i Aksa'mıza el koydular, kutsalımıza saygısızlık ettiler. Buna nasıl seyirci kalabildiniz?
Oysa biz, bu dünyada birer sönmüş mum gibiydik. Sitemim size değil, merhametinizin sönmüş olmasına. Elimden gelen tek şey, sizlere bu mektubu yazmak oldu.
Bu zulme karşı duran tek bir ülke oldu: Türkiye. Ve o ülkenin tek bir lideri vardı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. O, bizim için sesini yükseltti, sizin vicdanınızı sarsmaya çalıştı. O, tüm dünyaya meydan okudu. O, bu haksızlığa karşı duran tek ses oldu.
Ey zalimler, ey zulme sessiz kalanlar! Unutmayın, bu dünyada yaptığınız her şeyin, söylediğiniz her sözün bir hesabı var. O hesap günü geldiğinde, tüm zulmün, tüm suskunluğun, tüm vefasızlığın hesabı sorulacak. Bana reva görülen bu açlığın, bu korkunun, bu ölümün hesabı sorulacak. Sizden neden sessiz kaldığınız ve neden bir araya gelmediğiniz sorulacak. Ve o gün dünya malı da, makam da, şan da, şöhret de size fayda etmeyecek. Kimseye kaçış yok, herkese hesap sorulacak!
...
Devamını oku »