Evren aynı kalmak için değişir, biz ise farklı olmak için. john fowles

E.r Şiirleri

Aşağıda 1,500,000'dan fazla şiir başlıkları arasından "E.r" terimini içeren şiirler listelenmektedir. E.r ile ilgili şiirler "kayıt tarihine" göre listelenmektedir. Şiirlerin "E.r" ile ilgili alakalı olup olmadıkları sistem tarafından otomatik belirlenip içinde aradığından konu dışı bazı şiirler listelenebilir. E.r ile ilgili " 81588 " şiir aşağıdadır.
Tavan arasındaki o kırık dökük ayna,
Artık kimsenin yüzünü taşımıyor üzerinde.
Yalnızca toz zerreleri,
Ve odanın içine sızan ikindi güneşi.

...
Devamını oku »
Kasketini avucunda dürüver.
Destûr alıp odasına girince
Adettendir Hakk selamı veriver.

Vekilim demeden önce "sayın" de!

...
Devamını oku »
Ceketimin ceplerinde tozlu galaksiler.
Sen balkonda birayı yudumlarken tek başına,
Biz o iki ağacın arasında hamağını bekleyenlerdik.
İnanmadın kelimelerin ahengine, haklısın,
Çünkü en güzel kelime, kurulmamış olanıdır aslında.

...
Devamını oku »
//Teşekkür Ederim//




...
Devamını oku »
Emanet çadırının fukara göçebesi…!


Vadem bir ömür dedi, güne bir saat tuttu,
Hayat, ölüm çarkında ahireti unuttu.

...
Devamını oku »
Hayat sana ne verdi , bilirsen sır...
Banklarda oturursun , ceplerin boş...
Hikayeler anlatırsın , hepsi de hoş
Çay...simit yer içersin , gözlerin aç...


...
Devamını oku »
Pazar yerlerinin en sessiz, en göze çarpmayan köşelerinde, elleri titreyen, yüzleri derin kırışıklıklarla çizilmiş yaşlılar, yerdeki solmuş sebzeleri toplarken sadece yiyecek aramıyorlar; aynı zamanda onurlarını, insanlık haysiyetlerini korumaya çalışıyorlar. Kağıt naylonları doldururken, her bir sebze parçası bir umut, her bir atık bir hayal kırıntısı olarak değer kazanıyor. Bu yaşlılar, çocuklarının okul masraflarını karşılamak, kira ödemek veya temel ihtiyaçlarını gidermek için kendi onurlarını feda ediyorlar. Pazarda toplanan o solgun sebzeler, sadece mutfaklarına girmiyor; aynı zamanda ailelerinin geleceğine dair son umutlarının da birer temsili haline geliyor. Her bir domates, her bir patates, onların "biraz daha fazla" diyebilme çabasının somut kanıtıdır. Bu görüntü, toplumun vicdanına çarpan en ağır darbedir.
Okul aidatları, servis ücretleri, harçlıklar ve diğer eğitim masrafları, emekli ailelerin ceplerini yakmaya devam ediyor. Çocukların okuyamaması, sırtlarında taşıyamadıkları çantalarla okula gitmeye çalışmaları, yaşlıların yüreklerini paramparça ediyor. Her ayın sonunda, maaşın yetmemesiyle başlayan bir stres döngüsü başlıyor. Kiralar artıyor, faturalar çoğalıyor, ama gelirler sabit kalıyor. Bu durum, yaşlıların son yıllarını huzur içinde geçirme umudunu tamamen yok ediyor. Onlar, "son zamanlarımızı rahat yaşayalım" derken, aslında sefalete mahkum oluyorlar. Bu mahkumiyet, sadece maddi bir durum değil; ruhsal bir çöküşü de beraberinde getiriyor. Gelecek kaygısı, çocuklarının geleceği endişesi, yaşlıların gözlerindeki ışığı söndürüyor.
Bu çile, bitmez bir döngü gibi devam ediyor. Yaşlılar, ayakta kalmak için ne yapacaklarını şaşırıyor. Kimse onların sesini duymuyor, kimse bu acıyı anlamaya çalışmıyor. Yorgun yürekler, kaybolan umutlar ve kırılan hayallerle dolu bir dünyada yaşıyorlar. Her gün, yeni bir zorlukla karşılaşıyorlar. Her gece, yeni bir endişeyle uykuya dalıyorlar. Bu durum, sadece ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda toplumsal bir utançtır. Toplum olarak, emeklerinin karşılığını veremediğimiz bu insanlar için ne yapabiliyoruz? Sessiz kalmak, onlara yapılan en büyük zulümdür.
Sakinlik ararken, buldukları sadece sessiz bir çığlık oluyor. Yaşlılar, kendi seslerini duyuramıyorlar. Onların acısı, toplumun gözünden kaçıyor. Bu durum, emeklilerin çektiği çileyi ve zorlukları anlatmak için yeterli değil. Daha fazlası gerekiyor. Daha fazla duyarlılık, daha fazla yardım ve daha fazla anlayış gerekiyor. Çünkü bu yaşlılar, bizim babalarımız, annelerimiz, dedelerimiz ve ninelerimiz. Onların çektiği çile, bizim de çileğimizdir. Bugün onlara gösterdiğimiz ilgisizlik, yarın bizim başımıza gelecek olanın habercisidir.
Bu yazı, emeklilerin yaşadığı zorlukları ve sefaleti anlatmak için kaleme alındı. Umarım, bu gerçekler toplumun dikkatini çeker ve emeklilerin durumunu iyileştirmek için adımlar atılır. Çünkü herkesin, özellikle de emeklilerin, huzurlu bir şekilde yaşama hakkı vardır. Emeklilik, bir ömür boyu süren emeğin karşılığını almak için bir fırsat olmalı, değilse hayatın sonuna kadar süren bir ceza haline gelmemeli. Unutulmamalıdır ki, bir toplumun büyüklüğü, yaşlılarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Ve şu anki tablo, maalesef çok üzücü bir gerçeği gözler önüne seriyor: Emeklilik, artık bir lüks değil, bir hayatta kalma mücadelesi haline gelmiştir.

...
Devamını oku »
Ev, içimden kalktı.
Pencereler,
yıllardır baktıkları gökyüzünü ilk kez yetim bıraktı.
Duvarların sıvasından annemin sesi dökülüyordu.
Kimse duymadı.

...
Devamını oku »
Sandalyen boş, gözümüz yolda
Kapı her sesle döner durur
Adını anıp güleriz burada



...
Devamını oku »
Çünkü çok yoruldum ikili oynamandan.

Masken düştü, oyun bitti.
Sevda sandığım şey, senin yalnızlığınmış meğer.
Ben varken aklında başkası,

...
Devamını oku »

İlk 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Son
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL