1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
77
Okunma
Çocukluğumun en güzel oyuncağı o kutuydu. O yaşlarda çocuklar ya bebeklerini konuşturur ya da tahtadan arabalarında hayallerini gezdirirlerdi. Benim bütün dünyam o kutunun içinde gizliydi. Siyah üstüne sarı yaldızlı motifleri olan, oval, teneke bir kutu. Kütüphenin bir rafında duran, bir biblo kadar şık. İlgimi çeken kutu değil içindeki rengarenk düğmelerdi. Büyük, küçük, iki delikli, dört delikli, kabartmalı, ebruli çeşit çeşit düğmeler. Onları yere boşaltıp anneme hikâyelerini sorardım. Bir düğmenin hikâyesi olabileceğini anlayamadan, hatırladığı kadar hangi elbisenin olduğunu anlatırdı. Nikahında giydiği döpiyesinin sedeften düğmesi en çok sevdiğim idi. Ben saatlerce o düğmelere hayat verir, birbiriyle eşleştirir, bilmediğim hikayelerini anlatırdım kendime.
En büyükleri, koyu kahverengi olanı kurduğum dünyaların hep dışında olurdu. Şimdi düşünüyorum belki korkuydu o benim için. Şeffaf, sarı ışıltılı, kapsül gibi olanları, düğme tabaklarımın içinde mama olurdu yavrularıma. Hepsinin bir anlamı vardı. Bazılarını öper, bazılarına kızar, birleştirip resimler çizerdim yan yana. Evim olurdu, bir kayık, bir ağaç…
Saatlerce oynamama rağmen gece uykuya da o kutuyla yatardım. Yastığımın altında o düğmelere yüklediğim sevinçleri, kızgınlıkları, sevgileri, kıskançlıkları saklardım.
Belki de o kutu öğretti bana duygularımı saklamayı.
Babamın eşsiz mimari anlayışıyla odanın bir duvarını kaplayan dolabın içine gömülmüştü ranzamız. Altta kardeşim yatar, tahta merdiveni dayayarak ben üst kata çıkardım. Annem renkli perdelerle süslemişti ranzamızı. Mahalle arkadaşlarımız geldiğinde hep o ranzada oynamak isterlerdi. Perdeyi kapatıp dünyama çekilmek, orada düğmelerimle oynamak sanırım bu günlerimin habercisiydi.
Çoluk çocuk, teyzemler ziyaretimize geldiğinde yere yataklar serildi. Teyzem ve küçük kuzenime düşmüştü yer yatağı. Bir gece yarısı uykum kaçtığı için, yastığımın altından düğme kutumu çıkarıp oynamaya başladım. Havaya atıyor, tutmaya çalışıyordum. Tabi arada ranzadan aşağıya kaçıyorlardı. Başımı perdelerin arasından uzatıp nereye düştüğünü kontrol ederken, teyzemin o kabus görmüşcesine çığlığı herkesi uyandırdı. Karanlıkta kıvırcık kara bir gölgenin ortasında parlayan boncuk iki kara göz… Teyzem haklıydı korkmakta ama bende hak etmemiştim o kadar azarı. Düğme kutumu elimden aldılar, herkes yine uyudu ama ben… Dünyamı kaybetmiştim, sanki o kutudaki mutluluğu bir daha bulamayacaktım.
Buldum, çok buldum mutluluğu ama o kahverengi düğme hep kenardan bana baktı.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.