Haksızlık sadece bir tarafta olsa davalar uzun sürmezdi. la rochefoucauld
superbaba
superbaba
VİP ÜYE

VEFA ÇEMBERİ-4 (SON)

Yorum

VEFA ÇEMBERİ-4 (SON)

( 2 kişi )

1

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

44

Okunma

VEFA ÇEMBERİ-4 (SON)

VEFA ÇEMBERİ-4 (SON)

Dördüncü Bölüm: Tinercilerin Dünyası

Erman’la Özgür arasındaki diyalog şöyle sürdü:
Özgür: “Abi son günlerde onun hastalık öyküsünü endişeyle izliyorsun ya!”
Erman: “Evet izliyorum.”
Özgür: “Siz onun bir yalanın içinde olduğunu anlamış mıydınız?”
Erman: “Ne yalanı?!”
Özgür: “Hastalık yalanı!”
Erman: “Yani o hasta değil miymiş?!” dedikten sonra sessizce söylendi.
Özgür: “Küfür ettiniz değil mi abi? O da hak ettiğini düşünüyor.”
Erman: “Ne küfrü oğlum! Onda o ölümcül hastalık olmadığına şükrediyorum.”
Özgür: “Abi, ne kadar sakinsiniz? Sizi o kadar kandırdı ve sizden para da aldı. Hiç kızmadınız da hasta olmadığına mı şükrediyorsunuz?”
Erman: “Oğlum, günlerdir tetkiklerinden o ölümcül hastalığın çıkmaması için dua ediyordum. Şimdi dualarım kabul olmuşsa şükretmekten başka ne yapabilirdim?”
Özgür: “Abi sizi böyle insanlara sevgi ve şefkat dağıtmak için gökten melekler mi indirdi?”
Erman: “Bırak şimdi bunları da, o DMD hastalığını nereden biliyordu?”
Özgür: “İnternetten araştırdı abi. Yapay zekâya sormuş. Sizin inanacağınızı düşündü.”
Erman: “Peki neden birden bire vazgeçti?”
Özgür: “Abi, son günlerdeki düşünceli duruşunuz ve onun her hareketini dikkatle izleyişiniz onda bu yalanı fark ettiğiniz kanısını uyandırdı ve yaptığından pişmanlık duymaya başladı. Dün akşam o merdivenden çıkarken arada dinlenme rolüne de gerek görmedi, çünkü artık gerçekleri bildiğinizden emindi.”
Erman: “Evet, şüphelerim vardı ama yine de tam olarak emin değildim.”
Özgür:En büyük falsosu da ayakkabı boyarken elleri için bu hastalık rolünü unutması oldu. Sonradan aklına geldi ama sonraki günlerde ellerini kullanmakta zorlanmaya kalksa rol yaptığını anlayacağınızı düşündü.”
Erman: “Evet, onu fark ettim. Ama yine de iyiye yormaya çalıştım.”
Özgür: “O artık sizin yüzünüze bakmaya utandığını söyledi ve benden size olanları anlatmamı istedi. Ayrıca dün gönderdiğiniz parayı size iade etmek için IBAN numaranızı istiyor.”
Erman: “Bu çocuk gelip burada boyacılık yapıyor. Ayrıca benden yüklü bir miktar para istedi. Ailesinin durumu iyi değil belli ki.”
Özgür: “Hayır abi, ailesi orta gelirli ve ek gelire muhtaç değil.”
Erman: “Ne yapacaktı o zaman bu parayı? Ayrıca ek gelire de ihtiyacı yoksa neden ayakkabı boyuyordu?”
Özgür: “Abi bunları size anlatmak yerine zamanınız varsa sizi bir yere götürmem gerekiyor. Paraları nerede kullandığını kendi gözlerinizle görmeniz iyi olacak.”
Erman: “Eh! Hadi bakalım öyleyse!” dedi ve yola çıktılar.

Banliyö treninden çıktıktan sonra Yedikule Surlarına doğru gittiler. Surların bir yerinde önü tahta kapıyla kapatılmış bir oyuğun önüne geldiler. Özgür, kapıya tıkladıktan sora açtı. İçeriden tiner kokuları geldi.
“İçeriye girmemize izin var mı?” diye sordu.
“Buyur gel Özgür,” dedi içeriden 15 yaşlarında bir çocuk. “Sanırım bir de misafirimiz var.”
Özgür Erman’a dönerek: “İşte buraya harcıyor Tayfun paraları!” dedi.
“Buyur, gel abi,” diye seslendi içeriden biraz önce konuşan çocuk. “Benim adım Çetin. İçerinin kokusu size ağır gelecek biliyorum ama kapıyı açık bırakıp biraz havalandırabiliriz,” dedi.
“Tayfun demek sürekli sizlere yardım ediyor!” dedi Erman. “Helal olsun, ona kanım boşuna kaynamamış.”

“Abi, çay getirsem içer misiniz?” diye seslendi içeriden bir çocuk. “Bardaklarımız da çok temiz sayılmaz ama.”
“Siz içiyorsanız ben de içerim,”
dedi Erman. “Şekersiz olsun.”

Loş odada Çetin’le yan yana oturdular ve sohbete başladılar.
Erman: “Tayfun sık sık buraya gelip sizlere yardım ediyor demek ki. O da sizin gibi tiner kullanıyor mu bari?”
Çetin: “Yok abi, o tiner kullanmaz. Bazen sizin gibi gelir, çayımızı içer.”
Erman: “Peki neden kullanıyorsunuz bu tineri? Ne kadar zararlı olduğunu bilmiyor musunuz?”
Çetin: “Biliyoruz abi, ama sigaranın, içkinin ve daha bilmem üç beyazın da zararlı olduğunu biliyoruz. Ama milletin çoğu onları kullanıyor. Sigara ve içki içen doktorlar bile var.”
Erman: “Haklısınız tabi o konuda da, ben içmeyin diye sormadım, içmenizin özel bir nedeni mi var?”
Çetin: “Keyfimizden içmiyoruz abi. Sıkıntılarımızı unutturuyor. Yarı aç yarı tok yaşıyoruz, açlığımızı hissettirmiyor. Soğuklarda üşüdüğümüzü hissettirmiyor.”
Erman: “Sizleri rahatsız edenler olmuyor mu? Pek de iyi şöhretiniz yok, hele de Ümraniye Serpil Öğretmen cinayetinden sonra!”
Çetin:Abi o olayı abilerimiz anlattı bize. Ondan az zarar görmemişler. Birkaç kendini bilmezin cinayetini sanki tüm tinerciler işlemiş gibi zan altında kalmış abilerimiz. Hem utançlarından hem de milletin tepkilerinden korktukları için bir zaman sokağa çıkamamışlar. Abi sorarım size, şoförler cinayet işlemiyor mu? Örneğin, Özgecan cinayeti için tüm şoförleri suçluyor muyuz? Malzemeden çalmak için zayıf yapılan inşaatlar çöküp onlarca kişiye mezar oluyor. Bundan tüm müteahhitleri suçluyor muyuz? Bir trafik kazası olunca bütün şoförleri suçluyor muyuz? Şu Yenidoğan Çetesi’ni düşünün. Kıydıkları bebeklerin sayısı bile belli değil. Şimdi bu olay üzerine sokakta gördüğümüz doktor ve hemşirelere saldırıyor muyuz? Saldırmıyoruz çünkü bunlar münferit olaylar. Doktorlar dâhil tüm sağlıkçılar başımızın tacıdır. Allah onları başımızdan eksik etmesin.”
Erman: “Peki bu Tayfun’la tanışmanız nasıl oldu? Başka yerlere de yardım ediyor mu size yardım ettiği gibi?”
Çetin: “Onu bilemiyorum abi. Ama onlar maddi yönden çok zorluklar çekmişler. Ancak toparlanmışlar. Bizim gibilerin durumlarını az çok bildikleri için yardım ediyorlar. Daha doğrusu Tayfun yardım ediyor ve ailesi de bunu biliyor.”
Erman: “Vay be Tayfun, sen neymişsin!”
Çetin: “Abilerimizin başından geçen bir olayı daha anlatayım size isterseniz!”
Erman: “Tabi ki, buyur oğlum.”
Çetin: “Bardaktan boşanırcasına yağmurlu bir akşam, o yağmurun sesine rağmen dışarıdan belli belirsiz bir çocuk ağlaması duymuşlar. Kapıyı açıp bir de bakmışlar ki, 3 yaşlarında bir çocuk, sırılsıklam. Etrafa bakmışlar, kimse yokmuş. Çocuğu içeriye almışlar, üzerini soymuşlar, battaniyeye sarmışlar, biraz süt içirmişler. Çocuğun ağlaması geçmiş, onlara gülücükler saçmaya başlamış. Dışarıda yağmur bütün şiddetiyle devam ettiği için bari o gece orada kalsın da sabah karakola götürürüz diye düşünmüşler. Ama 1 saat filan sonra polis gelmiş, onları alıp karakola götürmüş. Tüm olanları anlatmalarına rağmen onlara inanmayıp dövmüşler de. Çocuğun annesinden şikâyetçi olup olmadığını sormuşlar. Allahtan o hanımefendi abilerimizin kötü niyetli olmadıklarını sezmiş olmalı ki, şikâyetçi olmadığını söylemiş. Polisler ısrar etmiş, hatta bir polis demiş ki, ‘Çocuğu onlarla karşılaştıralım, eğer çocuğa kötü davranmışlarsa onları görünce ağlar,’ demiş. Çocuğu onların yanına götürdüklerinde çocuk ‘Abileyyy…’ diyerek onların kucağına atılmış. Bunun üzerine onları serbest bırakmışlar ama polis onları salarken halen asık suratlıymış. Sanki onları salmakla bir lütufta bulunmuş gibi…”
Erman: “Çok ilginç bir olay. Çocuğun abilerinize sarıldığını duyunca ben de çok duygulandım.”
Çetin: “Abi o çocuğun ismini öğrenmek ister misiniz?”
Erman: “Tabi ki!”
Çetin: “Tayfun…”
Erman: “Bizim Tayfun mu?”
Çetin: “Ta kendisi… Şimdi neden bizlerle bu kadar ilgilendiğini anladınız mı?”

Erman bu hoş sohbetin bitiminde onlarla vedalaşarak dışarıya çıktı. Oradan ayrılmadan önce Özgür ona “Abi sizin aileniz yok mu? Ondan hiç söz etmediniz?” diye sordu.

“Tabi ki benim de bir ailem var ama,” dedi Erman “kadroyu genişletip okuyucuyu sıkmamak için aileme bu öyküde rol vermedim.”

(bitti)

Kadir Tozlu
22.05.2026

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Vefa çemberi-4 (son) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Vefa çemberi-4 (son) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
VEFA ÇEMBERİ-4 (SON) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
neneh.
neneh., @neneh-
26.5.2026 09:45:48
5 puan verdi
İlginç olaylar zinciri ve vefa.Hiksyeyi okuyunca çok etkilendim bu defa.Her şeyin bir nedeninin olduğu bu diyarda hep güzel şeyler olması dileği ile.Üdtad'a saygıyla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL