4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
274
Okunma

Bugün birinci tekil şahısla konuşacağım, öykümü ilahi anlatıcıya bırakmıyorum,bugün cesurum nedense.
Kendimi misafir edeceğim karşımdaki boş sandalyede...Çünkü insan misafiri kendinden daha çok hürmete kayık görür.Kendinden esirgediği merhameti,başkasına çok görmez...
İş çıkışı cadde üstü bir kafeye götürdü beni ayaklarım.Direnmedim,kahvenin her türüne bayılan biri olarak ,bir mekanda yalnız oturmayı unutmuşum.Kendimden kaçtığım içindir belki,bilemiyorum.
Boş sandalye tekniğini terapi seanslarımda danışanlarıma,psikiyatri hastalarına sıkça öneririm.Ama ben hiç denememiştim. Bugün öylece yürürken geldi aklıma aniden.Kendimi dışardan izlemek,zihnimin birkaç adım gerisine çekilmek gerçeği daha net görmemi sağlayabilir.
İlk ben geldim kafeye.Psikolog kimliği olgun,nötr,anlayışlı ve yapıcıdır.Özgüvenli profesyonel duruşum danışanlarıma güven verir.Bakalım Elmira’yı bugün nasıl göreceğim yargısız ve duygusallıktan arınmış bir bakışla?
Onu kendimden ayrıştırmazsam asla net göremeyeceğim,biliyorum.
Bunları düşünürken kapının cam kanatları iki yana açıldı ve Elmira telaşlı gülümsemesiyle masaya yöneldi.Otururken sordu:
-Kusura bakmayın,geç kaldım değil mi?
-Her zaman telaşlısın Mira,sorun değil biliyosun,dedim gülümseyerek.Benim sükunetim onu da yatıştırdı.
-Nasılsın bugün?
-Boş...Bomboş hissediyorum.Sanki duygularımla teması yitirmiş gibi.Hiçbir şeyi yoğun yaşayamıyorum artık.Kimseyi özlemiyorum,kimseye kızamıyorum,hayata dokunamıyormuşum gibi...Her şeyin dışındaymışım gibi yani...
Direkt daldı söze Elmira,bu iyiydi,güven işaretiydi.Depresyonun kıyısında dolaşanların kullandığı "her şey" ve "hiçbir şey" sözcüklerini sıkça kullanması dikkatimi çekti,genellemelerle düşünmek negatif döngüyü sürdüren bir faktördü.
Bunları söylemedim elbette.
-Sana ne iyi gelirdi Elmira?Neye ihtiyacın var sence?
-Hiçbir şey planladığım gibi gitmedi...Hayal etmekten vazgeçtim ben de...
Ne iyi gelirdi?Kendime alan açmak mesela hayatımda...Küçük bir arka bahçe;içinde serbestçe dolaştığım,kendi çiçeklerimi ekip kokladığım,yaşadığımı hissetmenin suçluluk duygusu oluşturmadığı bir zaman ve mekan kırıntısı...Belki iyi hissederdim.
Elmira,solgun görünüyordu.Kendisiyle var oluşla arasında yapay bariyerler vardı.Bu bariyerler hayatın dayattığı sorumluluklardan oluşuyordu.Bütün hayatını kaplamasına izin verdiği gündeliğin monoton ayrıntıları...Tatsız ama gerekli işler güçler arasında sıkışmış rutinler...
Garson gelince konuşması bölündü.Tam konuya odaklandığı noktada gelen garsona soğuk soğuk baktı.
-Ne alırsınız efendim?
-Kahve, dedi ve hızlıca bana döndü.
Elindeki tablete siparişi girmeye çalışan garson saymaya başladı;
-Espresso, Cappuchino, maccihato,Türk kahvesi, soğuk kahve, mocca,latte...
-Kahve,Türk kahvesi ,dedi Elmira sabırsızca.
Garsonun gitmeye niyeti yoktu:
-Nasıl olsun efenim; sade, orta, şekerli, sütlü, sütsüz, damla sakızlı, kakuleli...?
-Sade...dedi derin nefes alarak.
-Peki yanında bişey ister misiniz?
Kurabiye, şokola, turta, cupcake, cheesecake...Tuzlu çeşitlerimiz de var, dedi garson.Tam tuzluları saymaya başlıyordu ki Elmira bakışlarını ona dikip lafa atladı:
-Kardeş neyi anlamadınız? Sade ve sadece kahve istiyorum ,dedi tane tane buz gibi bir sesle...
Garson şaşkın,bana döndü, aynısından isteyip savuşturdum.
-Sabırsızım dedi Elmira, insanlara da ,kendime de sabrım kalmadı.Gittikçe olgunlaşmam gerekirken daha da sabırsızım.
Bir yandan da önündeki kağıda bir şeyler çiziyordu.Çizilen resimler, değerli verilerdir, sözlerin anlatamadıklarını kolayca gözümüze dökebilir. Çocuklarla konuşurken oldukça işe yarayan bir yöntemdir.Merak ettim:
-Resme bakabilir miyim?
Çekinerek kağıdı gösterdi:
-Ne çizdiklerime ne de yazdıklarıma aktarabiliyorum içimde devinenleri...
-Kendine haksızlık etmiyor musun Mira?
Gayet iyi olmuş bence ,bu resmi başkası yapsa beğenirdin ama kendine karşı nazik olamıyor insan bazen.
-Artık başkalarına da nazik olamıyorum işte,sorun bu...Çünkü kendini mutlu edemeyen kimseyi mutlu edemez. Kendi istediği gibi olamayan kimsenin istediği gibi olamaz ve sonuçta da geriye kimsenin memnun olmadığı bir hayat kalır...
Gergin ve sıkılmış gibiydi.
-Başaramadım, dedi pencereden bakarken sokağın telaşlı hengamesine;
-Başaramadım işte.Ben o tasarladığım ben olamadım...
Bugün onu fazla yormak istemedim. Sadece kendini ifade etmesi için bir zaman ve küçük bir mekan verdim ona.
Sohbetin devamında ordan burdan konuştuk öylesine, fazla deşmedim.Sadece gözlerine bakıp onu dinlemem bile rahatlatmıştı sanki.
Ayrılırken huzurluydu,gülümsüyordu. Yargısız ve beklentisiz bir sohbetin içinde dinlenmişti ruhu...
Bir meslektaşım görse bu iç monoloğu dissosiyatif bozukluk ya da borderline diyebilirdi duruma.Bu düşünce ve ilginç terapinin yüzümde bıraktığı spontan gülümsemeyle kafeden çıktım.
Yola koyuldum;i çimde huzur, dışımda bahar rüzgarıyla...
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.