Büyük iyilikleri tanımak için, küçük kötülükleri tanımamız gerekir. j.j.rousseau
Deniz🌿
Deniz🌿

KADER FİLMİ VE PATOLOJİK SEVGİ

Yorum

KADER FİLMİ VE PATOLOJİK SEVGİ

( 7 kişi )

8

Yorum

19

Beğeni

5,0

Puan

645

Okunma

Okuduğunuz yazı 23.2.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
KADER FİLMİ VE PATOLOJİK SEVGİ

KADER FİLMİ VE PATOLOJİK SEVGİ

Bir uykudan uyanma sahnesi ,metaforik bir anlam taşır içinde genellikle. Bekir’in iş yerinde Uğur’la tanışması da hayatının başka bir evreye girdiğinin işaretiydi .
"Kader" filmi,Uğur’un içe dönük mahcup bir karakter olan Bekir’in çalıştığı iş yerine gelmesiyle başlar.Uğur genç,güzel ve "Femme fatale" diye tabir edilen tiplerdendir.

Uğur’un rahat tavırlarını eleştirmiştim ilk bakışta ama sonra, bunun dıştan bir hikmet okuması olduğunu anladım . Her şeyin fitilini ateşleyen Uğur’un davetkar tavırlarıymış gibi görünse de, asıl neden; daha pasif konumda bekleyen bir içsel boşluktu ; Bekir’in içindeki merkezini kaybetmişlik ve boşluk duygusu... Uğur bu boşluğun nesnesiydi yalnızca. Nesneler değişebilirdi ;bazen bir insan ,bazen bir fanatizm ,bazen bir bağımlılık maddesi doldurulabilirdi boşluklarımızı ve kendi içimizde merkezlenememek, savruluş demekti.
Tanıştıkları o ilk günden sonra Bekir, ipi kopmuş balon gibi oradan oraya savruldu Uğur’un peşinde ,onun başkasını sevdiğini bile bile .Üstelik Ailesi de onun için daha mülayim bir kız bulmuştu .Muhafazakar aileler genellikle, dağılmış oğullarını toplayacak bir araç olarak, iyi aile kızlarını kullanırlar .O kızcağız, ruhu ve tercihleri olmayan bir nesne gibidir, kolayca harcanabilir.

Uğur’un takıntılı sevgisinin altındaki faktörler neler olabilir, diye düşündüm.Gayet tipik bir mutsuzluk alt tapısı gördüm bu takıntının altında:
Uğur ,sosyoekonomik düzeyi düşük ,sosyal riski yüksek bir aileden gelmektedir. Yatalak baba ve kimsesizlikten bir kabadayıya metres olan anne ,zavallı bir ergen kardeş ...

Ekonomik zorluklar mükemmel bir zemindir psikolojik bozukluklara ve dışarıdaki akbabalara yem olmaya... Bu ortamdan kolay kolay sağlam psikolojili çocuklar çıkmaz ,bir nevi yaşadığımız ev kaderimiz olur. Eğer doğru anlamlandıramazsak olan biteni kaderimiz çoktan çizilmiştir.

Uğur’un annesi neden yöneldi Cevat gibi bir kabadayıya?
Ve Uğur ,neden yöneldi Zagor gibi bir psikopata ?
Bu önemli bir konu, altında yatanı çözmek, kavramları da yerli yerine oturtmaktır çünkü .
Sevgiyi, fedakarlığı, bencilliği ,bazen uğruna her şeyden vazgeçişi ,güçlü olana yöneltmek; güçle özdeşleşme isteğiydi aslında... İçinde bulunduğu acıdan kaçıp sığınabileceği bir liman arayışıydı Uğur için.
Yani, masallarda fakir ve mağdur kızı kurtaran bir prens beklentisi gibiydi Zagor’u ya da Cevat’ı sevmek...

Sürekli televizyonda Türk filmi izleyen tipler için ise, gerçek hayattan sinemanın büyülü atmosferine kaçış yoluydu Yeşilçam sineması. Çünkü, filmler ve masallarda ,kader iyiden yana yazardı sonu ,adalet yerini ,eninde sonunda bulurdu .

Ama gerçek hayatta işler böyle yürümese de ,repliklerimizi ve yönelişlerimizi film senaryolarından devşirmeye devam ederiz .Giyim tarzından tavır ve tercihlerimize kadar ,sübliminal olarak çok etkilendiğimizi düşünüyorum filmlerden ;mesela anne-babamın gençlik fotolarına baktığımda; annem: Belgin Doruk ’un kopyası gibi ,babam da Ayhan ışık’ın ...Fabrikasyon üretim gibi 70’’li yıllardan kalma annelerimiz. Yeşilçam’dan fırlamış aktrislerin saçı,makyajı, elbiseleri ,ayakkabılarına kadar aynısıydı annem siyah-beyaz fotoğraflarda...Bir tek, kameraya donuk gözlerle bakarak kalıp replikler söylemeleri eksikti ,onları bile taklit ettiler. Hatta mutsuzluk bir erdemmiş gibi,kader olgusunu da insanlara göz yaşlarıyla servis ettiler ,aşk için fedakarlığı ,sürünmeyi kutsadılar.

Uğur’unda , annesinin de , Bekir’in
de , hatta Yusuf’un da yaşadığı şey aşk değil, bir tür hastalıklı bağlanma şekliydi. Çünkü sağlıklı bir sevgi ,insana kendini iyi hissettirir.

"Stockholm sendromu" diye düşündüm filmin başında, Uğur’un annesinin yaşadığı Cevat bağımlılığını. Kadın zaten akbabaların tehdidi altındaydı ve en güçlü akbaba ile işbirliği yaptı.Sonunda su testisi su yolunda kırıldı ve Cevat öldürüldü.
Bu film, rahatsız edici derecede gerçekçiydi ve sadece film karakterlerinin değil ,herkesin yaşayabileceği platonik ,umutsuz durumları sergiliyordu. Bu psikopatolojinin altında ne vardı ve nasıl önlenebilirdi ?

Elbette ki böyle bir soruyu yanıtlamak, alan bilgisi gerektiriyordu ve konuyla ilgili okuduğum kitaplar geldi aklıma .İkisi de Irvin Yalom’a aitti : "Divan" ve "Aşkın Celladı"

Divan’da; psikiyatrisine duygusal aktarımla yönelmiş bir patolojik aşk, diğerinde ise psikolojik sorunlar yaşayan Belle karakteri vardı .
"Aşkın Celladı" kitabındaki kadın(Thelma) ,intihara vardırmıştı takıntısını ve yıllarca sadece sevdiği adama odaklı yaşamıştı . Doktor Yalom ise, kadının tedavisini son umut olarak üstlendi. Zor bir vakaydı ve Yalom zoru severdi. 62 yaşındaki Thelma, neredeyse yarı yaşındaki adama umutsuzca takılmıştı ve onunla yaşadığı 27 günü, 8 yıl boyunca kafasında çevirerek hayatta kalmıştı .Kocası onu kaç doktora götürdüyse de çözüm olmamıştı.
Yalom, ona terapi uyguladığında; takıntının altında yatan en önemli etkenin ,sosyal temas eksikliği ve kendi potansiyelini gerçekleştirme faaliyetlerinden uzak oluşunu gördü.
Thelma, bir balerindi gençliğinde ,sahnede parlayan ,göz alıcı ,elit biriydi . Hastalanınca sahneyi bırakmak zorunda kaldı . Ciddi bir mesleki boşluk oluştu hayatında. Sonra girdiği depresyon nedeniyle çevresindeki dostlarından uzaklaştı. Yaşamındaki bu anlam kaybı, sosyal izolasyon boşluğu oluşturdu .Eşinin ona ilgisizliği de, boşluğu büyüten bir diğer etken oldu. Ama aslında o boşlukların da bir işlevi vardır hayatımızda; bizi tekamüle yönlendirmek...

Boş bir odada en küçük ses bile çoğalarak yankı bulur. Boşluk zamanlarında hayatımıza giren küçük insanların bile dev gölgelerinin oluşu bundandır, az ışıklı ortamlarda gölgeler büyür...
Thelma’nın hayata devam edebilmek için bir anlama ihtiyacı vardı .Thelma, o sırada, aynı boşlukla mücadele eden doktor Mathew ile karşılaştı, yaraları birbirine benziyordu.
Bir görüşte aşk sanılanlar, aslında boşlukları ve yaraları birbirine benzeyen insanların tutunduğu can simidiydi ; iki yarım ,her zaman bir bütün etmez tabii ki . O bütünlenmeyi İnsan, önce kendi içinde yaşamalı, gölgesi ile hesaplaşmalı ve kimseyi yara bandı gibi kullanmamalıydı.
Thelma’nın ışıltılı bir enerjisi vardı eskiden ve kendinden vazgeçtiğinde, hayat da ondan vazgeçti .

Boşluk ve anlamsızlık duygusu saplantının yakıtıdır. Bu yüzden, Doktor Yalom , Thelma’nın kendi boşluğuyla yüzleşmesini sağladı .Birkaç terapi boyunca uyguladığı yöntemleri işe yaramadığında ,onu bu 8 yıllık acı sekansından kurtarmak için Mathew ile yüzleştirmeye karar verdi .Kafasından atamadığı soyut takıntıların somut öznesiyle karşı karşıya gelmek ,çözülmeye neden olabilirdi ve gerçekten de faydası oldu. Ama çözüm olmadı.Thelma terapiyi bırakmaya karar verdi hayal kırıklığı içinde .Çünkü Yalom kritik bir hata yapmıştı.Yalom bu fark edişi şöyle özetler:

"Sonradan düşününce başarı olasılığı pek az olan üzücü bir yüzleştirmeye maruz bırakmıştım Thelma’yı.. Yerine koyacak hiçbir şey inşa etmeden savunmalarını soyup almıştım. Belki Thelma bu noktada kendisini benden korumakta haklıydı.
Belki, --biraz daha tedavi hastayı öldürecekti--demekte haklıydı."

Bir insanın içinden tutunduğu zararlı bir saplantı dalını kırıp attığınızda, onun yerine sağlam bir bahar dalı bırakmalısınız. Aksi halde, öncekinden daha büyük bir yıkım ve boşlukla başbaşa kalacaktır.Çoğu insan, kolaya kaçıp bu boşluğu başka bir yanlış ilişkiyle doldurur. Çivi çiviyi söker hesabı,zincirleme kazalara kader adı verilir.

Aslında üretken enerjimizi yöneltmemiz gereken hedef yeni bir bağımlılık değildir. Gücünü kendi cevherinden alan ,sonsuz yanımızı ilahi benliğimizi keşfetmektir. Geri kalan dünyevi şeyler bu zaferin peşinden kendiliğinden gelecektir zaten.Thelma, sahnede bale yeteneğini sergilediği yıllarda hiçbir saplantısı yoktu mesela. Ne zaman ki ;hastalandı ve hayatı monotonlaştı ,orada acı ve anlamsızlık uçurumuna yuvarlandı. Boşlukları anlamlı şeylerle doldurmadığımızda,anlamsız şeyler o boşluğa akacaktır.

Kafasında kurduğu soruların içinde debelenmek yerine, onları gerçek muhatabına yöneltti.Mathew’dan gerekli cevapları almak, zedelenen özgüvenini onardı .Böylece bağımlılıktan zamanla ayrıştı .

Özgüvensizlik ve reddedilme ,değersizlik duygusuna neden olur ve bu da, bağımlılığı körükleyen önemli bir faktördür .Çünkü aynı şekilde bir diğer vakada Belle karakteri de ,kafasında büyüttüğü şeylerle yüzleştiğinde ciddi bir iyileşme yaşanmıştı .

"Aşkın Celladı "kitabındaki terapi öykülerinde geçen gerçek vaka karakteri Belle’nin , ciddi bir aile travması vardı ;annesi ölmüştü, baba da temizlik hastasıydı ve hiçbir şeye eldivensiz dokunamadığı gibi, çocuklarına da sevgi göstermedi. O da ,karşılaştığı bütün adamlardan umutsuzca sevgi dilenip içindeki duygusal boşluğu doldurmaya çalışıyordu . Dürtüsel hareket ediyordu,madde bağımlısıydı.
Babasıyla iletişimi kopuk olan kız çocukları nın karşı cinsle ilişkileri patolojik olur ; ya çok soğuk ve uzak, ya da çok dürtüsel ve rahat...

Sonuçta ;her acının altında yatan, ona zemin hazırlayan şey ; içimizdeki kapatılamamış boşluklar ,tanımlanamamış yoksunluklar ve yüzleşilememiş egosal yanlarımızdır.Bu boşluğu doldurmaya da hiçkimse yetmeyecektir.

Filmin bitiminde , kahvenin fincana bıraktığı tortu gibi duran bir sonuç belirdi bende:

Kendimizi kötü hissettiren , içinde kaybolduğumuz hiçbir duygu gerçek sevgi değildir. O, esarettir. Çünkü gerçek , insanı onarır ve özgürleştirir...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Kader filmi ve patolojik sevgi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kader filmi ve patolojik sevgi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KADER FİLMİ VE PATOLOJİK SEVGİ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
24.2.2026 22:01:29
Özellikle düzeyli denemenizin final sözleri. "Sonuçta ;her acının altında yatan, ona zemin hazırlayan şey ; içimizdeki kapatılamamış boşluklar ,tanımlanamamış yoksunluklar ve yüzleşilememiş egosal yanlarımızdır.Bu boşluğu doldurmaya da hiçkimse yetmeyecektir." harikaydı. Kutlarım.
Esenle.
neneh.
neneh., @neneh-
24.2.2026 19:12:17
5 puan verdi
Muhteşem bir analiz, muhteşem bir yazı .Kutluyorum.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
24.2.2026 19:00:33
5 puan verdi
her zaman olduğu gibi mükemmel bir çalışma kutluyorum
gül peri
gül peri, @gulperi
24.2.2026 16:10:27
Filmin bittiğinde , kahvenin fincana bıraktığı tortu gibi duran bir sonuç belirdi bende:


beğeniyle okudum kaleminiz duyarlı gönlünüz var olsun
ayşe1
ayşe1, @ayse1
24.2.2026 16:05:03
5 puan verdi
Gerçek sevgi ruhun , yüreğin aydınlanması, benliğin algıya , gelişime açılımı; mutluluğa, paylaşıma erim coşkusudur.
Ne denli önemli bir konuya açıklık getirişinizi ve edebi dilinizi kutlarım.
Saygılarımla.
meselci
meselci, @meselci
24.2.2026 10:05:21
5 puan verdi
"Bir insanın içinden tutunduğu zararlı bir saplantı dalını kırıp attığınızda, onun yerine sağlam bir bahar dalı bırakmalısınız. Aksi halde, öncekinden daha büyük bir yıkım ve boşlukla başbaşa kalacaktır.Çoğu insan, kolaya kaçıp bu boşluğu başka bir yanlış ilişkiyle doldurur. Çivi çiviyi söker hesabı,zincirleme kazalara kader adı verilir.

Aslında üretken enerjimizi yöneltmemiz gereken hedef yeni bir bağımlılık değildir. Gücünü kendi cevherinden alan ,sonsuz yanımızı ilahi benliğimizi keşfetmektir. Geri kalan dünyevi şeyler bu zaferin peşinden kendiliğinden gelecektir zaten.Thelma, sahnede bale yeteneğini sergilediği yıllarda hiçbir saplantısı yoktu mesela. Ne zaman ki ;hastalandı ve hayatı monotonlaştı ,orada acı ve anlamsızlık uçurumuna yuvarlandı. Boşlukları anlamlı şeylerle doldurmadığımızda,anlamsız şeyler o boşluğa akacaktır."

- Harika bir konuya değinmişsiniz. Dolu bir yazı olmuş zaten. Mesajlar ve ara geçişler yazıyı bir bütün olarak sağlam bir noktaya taşımış.

EMEĞİNİZE SAĞLIK, TEBRİKLERİMLE.
Beyzade
Beyzade, @beyzade2
24.2.2026 09:59:53
5 puan verdi
Tebrik ediyorum.Saygılarımla.
lutfutas.yazar
lutfutas.yazar, @lutfutas-yazar
24.2.2026 06:26:39
Hayırlı Ramazanlar olsun inşallah.
Kutlarım.

Filmdeki o bitmek bilmeyen kovalama halinin neden bir aşk destanı değil de psikopatoloji olduğunu şu cümle ile vermek istedim umarım yanılmadım. Gerçek sevgi büyütür ve özgürleştirir; oysa buradaki durum, iki yarım insanın birbirini yara bandı olarak kullanıp daha da kanatmasıdır. Selam ve dua ile...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL