1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma
Hayat, ardımızda bıraktığımız hataların mahkemesini kurmak ya da çekilen acıların gölgesinde soluklanmak için çok kısa, bir o kadar da kıymetlidir. Çoğu zaman düştüğümüz yerdeki tozları silkelemek yerine, o tozun içinde boğulmayı seçeriz. Oysa gerçek güç, dünün küllerini rüzgara savurup bugünün güneşine yüzünü dönebilmekte saklıdır. Acıdan beslenmek, ruhu bir hapishaneye mahkûm eder; hatalara takılıp kalmak ise yürümek istediğimiz yolun önüne kendi ellerimizle ördüğümüz bir duvardır.
İnsan, her sabah uyanırken aslında elinde bembeyaz bir sayfayla güne başlar. Geçmişin mürekkebi ne kadar koyu olursa olsun, yeni satırları nasıl yazacağımız tamamen bizim irademizdedir. Hatalar birer yenilgi değil, gidilmemesi gereken yolları gösteren birer işaret levhasıdır. O levhaları okuyup geçmek yerine yanlarında durup beklemek, menzile ulaşmamızı sadece geciktirir. Önemli olan, yaşanan her ne varsa hepsini birer tecrübe heybesine doldurup yükü ağırlaştırmadan, sadece özünü alarak yola devam etmektir.
Kendi güneşini doğurmak, başkalarının ya da geçmişin karanlığına teslim olmamayı gerektirir. Dünün yangınından geriye kalan küller, toprağa karışıp yeni başlangıçlara can verebilir ancak o küllerle yaşamaya çalışmak nefes almayı zorlaştırır. Hayatın bizden istediği tek şey, her şeye rağmen o bembeyaz sayfaya cesur bir adım atmak ve kalemi yeniden elimize almaktır. Çünkü güneş, dünün bulutlarına bakarak doğmaktan asla vazgeçmez; biz de vazgeçmemeliyiz.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.