3
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
190
Okunma
Bir çocuğun büyümesi, sadece boyunun uzaması, karnının doyması değildir. İnsan sadece ekmekle, yemekle beslenmez; çocuk dediğin ilgiyle, sevgiyle, en çok da doğru bir yönlendirmeyle beslenir. Bugün hepimiz modern dünyadan, teknolojiden, çağ atlamaktan bahsediyoruz. Ama dönüp bir çocukların dünyasına bakalım. Eskiden çocuklara "Seni leylekler getirdi" denirdi, şimdi ise "Kargo getirecek" sanan çocuklar var. Leylek masalından kargo paketine evrilen bir dünyada, biz gerçekten çağ mı atladık, yoksa hayatı ve eğitimi sadece tüketmekten ibaret bir nesle mi teslim ettik?
Eğitim, okul sıralarından önce ailede, evde başlar. Bir çocuğun zihnine ilk tohumları anne ve baba eker. Çocuk ne kadar yetenekli, ne kadar başarılı olursa olsun; eğer ailenin doğru rehberliği, vizyonu ve yönlendirmesi yoksa o başarı yarım kalır, bir yere varamaz. Hak ettiği cevher, bir sarraf eli değmediği için körelir gider.
Eskiden aileler çocuklarına ilk önce haddini bilmeyi, büyüğe hürmet etmeyi ve en çok da öğretmenine saygı duymayı öğretirdi. Öğretmenin karşısında önünü iliklemek eziklik değil, ilme duyulan saygının nişanesiydi. Şimdilerde ise evde sınır çizilmeyen, her istediği önünde hazır paket bekleyen çocuklara daha okul kapısından girmeden, "Öğretmen sana bağıramaz, sana kızamaz" özgüveni (!) aşılanıyor. Hele ki özel okulların birer ticarethaneye dönüştüğü, eğitimin parayla satın alınan bir hizmet gibi görüldüğü bu dönemde; öğretmen, öğrencisine tek bir yapıcı eleştiri bile getiremez hale geldi. Müşteri memnuniyeti kisvesi altında öğretmenin eli kolu bağlanırken, aslında o çocuğun geleceği, ahlakı ve karakter eğitimi kısıtlanıyor. Unutuyoruz ki; öğretilenden korkmayan, eğitenin otoritesine saygı duymayan bir zihin, hiçbir bilgiyi hazmedemez.
Bazen bir mecliste, bir sohbet ortamında küçücük bir çocukla iki kelam edersiniz. Konuşmasından, ufkundan, sorduğu sorulardan veya verdiği cevaplardan onun hakkında hemen bir fikir sahibi olursunuz. İşte o an, o çocuğun arkasındaki anne babanın gölgesini, emeğini ve ilgisini hemen hissedersiniz. Çünkü o çocuk, susması için eline bir dijital ekran tutuşturulup kendi yalnızlığına terk edilmemiş; öğretmenine saygıyı evinde öğrenmiş, dünyası sevgiyle ve edeple zenginleştirilmiştir.
Çocuklarımızı kargo bekler gibi hazıra, pakete, ekrana alıştırmaktan vazgeçmeliyiz. Unutmayalım ki, geleceğin mimarları okullardan önce, anne babanın o titiz, sabırlı ve sevgi dolu yönlendirmesiyle yetişir. İlk ve en büyük okul, ailedir. Ve o okulun ilk dersi de saygıdır.
Bu yazı, kulaklarımla şahit olduğum acı bir gerçeğin isyanıdır: Geçenlerde dört yaşında küçücük bir çocuğun hikayesine denk geldim. Annesi hamileyken ona "Sana kargodan kardeş aldık" demişler. Ne acıdır ki kısa süre sonra bebek düşmüş ve o anne baba, evlatlarına gerçeği anlatma sorumluluğunu almak yerine, "Kargomuz kayboldu" diyerek işin içinden sıyrılmış... İşte bu satırlar, çocukların o saf ve berrak aklını sorgulamak için değil; hayatın en kutsal bağlarını bile bir sipariş hafifliğine indirgeyen, sorumluluktan kaçan ebeveynleri eleştirmek için yazıldı.
15 05 2026
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.