2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
186
Okunma

Çok Geç Başladım
Bilemiyorum… O sabah kafam allak bullaktı. Ne yana dönsem o yana dökülen, içi tıkabasa dolu, ne olduğu belirsiz bir çuval gibiydim. Bu hal beni boğuyordu. Hemen işe yaramaz ne varsa silip atmak, kendimi toparlamak istiyordum.
Ama olmuyordu. Pek iyi değildim o sabah.Çok geç başlamıştım. İş hayatına epey geç kalmıştım.
Belli bir yaştan sonra hayata atılmak hem yorucu hem korkutucudur. Risk alamıyorsun.
Cesaretin kırılıyor. Atılım yapamayınca ayakların toprağa daha derin gömülüyor.
Zaman zaman içim sızlıyor:
Keşke babam beni o zamanlar yanına alsaydı…
Belki bugün sadece temizlikçi değil, kendi işinin sahibi, üreten, çocuklarıma güzel bir gelecek hazırlamış bir kadın olurdum.
Kim bilir…Artık bazı şeyler için çok geç olduğunu biliyorum.
Ama kalan zamanı kurtarmak için çırpınıyorum. Yarına ne kadar ömrüm kaldığını bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, elimden geleni yapmak zorunda olduğum.Babamı çok genç kaybettim. Her hatırlayışımda içim parçalanıyor. Hele babaannemin hikâyesini dinledikten sonra…Babaannem on beş yaşındayken dul kaldı.
Kucağında üç aylık babamla. Savaş yeni bitmiş, kocası şehit düşmüştü.
Köyde herkesin ağzında aynı soru dolaşıyordu: “Bu genç kadın kucağında bebekle şimdi ne yapacak?”Ağabeyleri onu koca evine geri göndermek için kirli bir oyun tezgâhladılar. Okuryazar olmayan babaanneme yalancı bir mektup okudular: “Kocan ölmedi, dönüyor, oğlunu al gel.” Mecburen inandı.
Gitti.Gider gitmez oyunu anladı ama kapılar çoktan kapanmıştı.
Oğlunu elinden alacaklarını söyleyince birkaç kez kaçmaya çalıştı. Her seferinde yakaladılar.Sonunda pes ettirdiler ve kayınbiraderiyle evlendirdiler.Babaannem imam nikahına çıkmadı. Üç katlı kocaman konakta, ikinci kattaki odasına saklandı. “Hele bir uyusunlar, sabah erkenden oğlumu alıp kaçarım” diye bekledi.
Gece yarısı kaynana kapıyı yumrukladı:
“Haççe… Haççe kalk kızım! Ahırda sığırlar çözülmüş, birbirlerini öldürüyorlar!”Babaannem telaşla gaz lambasını kaptı, ahıra koştu. Hiçbir şey yoktu. Sığırlar sakin sakin uyuyordu.
Hemen geri döndü, odasına girdi, kapıyı kilitledi. Fakat çok geçti.
Kayınbirader o sırada odanın içinde, kapının arkasında saklanmıştı.Babaannem bu geceyi anlatırken hep aynı yerde susardı. En acı, en utanç verici yerinde. Parmaklarını tespih çeker gibi ovuşturur, başını kucağına gömer ve bir daha tek kelime etmezdi. Ne kadar yalvarsak da susardı. Yıllar sonra ablama anlattığında da aynı derin sessizliğe gömülmüştü.O evlilikten dört çocuğu daha oldu. Babam da tek çocuk olmaktan kurtuldu.
Ama babaannem o geceyi ve ilk evliliğini hiç unutmadı.
Anlattıkça sanki hâlâ utanıyormuş gibi derin derin iç çekerdi.
O suskunluk içime oturdu kaldı.
Kaç kadın o yıllarda aynı oyuna getirildi?
Kaç anne aynı sessizliğe gömüldü?
Ve ben şimdi, çok geç başlamış bir kadın olarak, kendi sessizliğimle boğuşuyorum. Gündüz Yavuz...
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.