Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. euripides
pomborya
pomborya

Geçmiş Geçmedi ki

Yorum

Geçmiş Geçmedi ki

( 1 kişi )

0

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

154

Okunma

Geçmiş Geçmedi ki

Not
Bu yazı, yirmi yılda birikmiş kırık anılarımın, tokatların, karlı kışların ve hiç geçmeyen acılarımın bir parçasıdır. Gerçek hayattan. Hiçbir şey uydurma değildir.

Geçmiş Geçmedi ki

Babam öldüğünde on üç yaşımı yeni bitirmiştim.
O günden beri içimde bir yer hep o yaşta kaldı.
Kış çok sertti o yıl. Kar metrelerle ölçülürdü.
Dağ köyleriyle yollar kapanır, greyderler baharı zor ederdi.
Evimizin içi o günlerde ana baba günü olurdu.
Babaannem (biz Beykana derdik) yıllar önce dağdan gelin getirilmişti.
Kar yağınca akrabalar kızaklarla iner, evimizde konaklardı.
Elektrik yoktu. Kuzine hem yakardı hem pişirirdi.
Bulaşıkları dışarıda, buz gibi suda yıkardık; eller uyuşur, sırt ağrırdı.
O akşam babam “Git içerden radyoyu getir” dedi.
Radyoyu çok severdi; namaz kılarken bile kapatmazdı.
İç oda zifiri karanlıktı. Kocaman radyoyu pencerenin önündeki sandalyelerin arasından almaya çalışırken parmaklarım yetmedi. Radyo yere düştü.O sırada yüzüme inen tokatla dünya sarsıldı.
Gözlerimin önünde yıldızlar uçuştu.
Babam arkamdan sessizce gelmiş, her şeyi görmüştü. “Arkana bile bakmadın değil mi?” dedi sadece.
Misafirlerin yanına uzun süre çıkamadım. Yanağım hâlâ yanıyordu.
Bir akraba kadın kalkıp yanıma geldi, kolumdan tuttu.
Babama çok kızmıştı. “Bu kız tokadı hak etmiyor,” demişti. Babam o gece sadece bir cümle söyledi: “Bir daha önüne arkana bakmadan hiçbir şeye uzanmayacaksın.”O tokat, babamdan yediğim ilk ve son tokattı.
Bir yıl sonra babam öldü. Kalbi büyüktü, her yarım saatte bir kriz gelirdi. Belki o tokadı da o yüzden atmıştı.
Belki de değildi. Hâlâ bilmiyorum. Ama acısı hâlâ geçmedi.
Babam hayatta olsaydı kızlarına asla ayrım yapmazdı.
Yapmadı da. Ama hayat zaten yeterince ayırdı.Çocukluğumun büyük kısmı yaylalarda geçti.
Annem para karşılığı “Laz” dediğimiz hayvanlara çobanlık verirdi. Tam seksen beş gün.
Ne bir eksik, ne bir fazla. Anlaşma sözlüydü. Hayvan sahibi seksen beşinci gün gelir, yağını, peynirini, mincisini alır giderdi. Kurt kaparsa “kısmet” derdik. Biz el malına kendi malımızdan daha iyi bakardık, çünkü mecburduk birbirimize.Yayladan inince mezralar başlardı. Taze ot için yarışırdık. Harçlık istemeyi o yıllarda öğrendim.
Anneme bir gün “Devrimciyim, hakkımı biliyorum” demiştim.
Güldü. “Parayı kendime mi saklıyorum kızım?” dedi.
Haklıydı belki. Ama ben de sadece avucumda birkaç kuruş olsun istiyordum.
Bohçacı kadınlar sırtlarında kocaman bohçalarla, erkek bohçacılar kollarında sepetlerle köy köy dolaşırdı.
Boncuk, horoz şekeri, basma, pazen…
Sandıklarımız dolu olurdu ama en güzel elbisemizin üstüne yine de peştamal bağlardık.
Annem parayı eve dökerdi. Borç alsam günlerce söylenirdi.
Oğullarına “uşaklarum” deyip her istediğini yapardı.Kız çocuklarına iyi yemek bile çok görülürdü. “Hizmet etsin, erkenden koca evine gitsin” derlerdi. Ben o yaşlarda önce anamı, sonra “el kızlarını” aşmak zorunda kaldım. Hâlâ tam aşabildim mi, bilmiyorum.Annem on dört yaşında başlık parası karşılığı evlendirilmişti. Yüzünü gerdek gecesi gördüğü adama.
Dokuz çocuk doğurdu, beş düşük yaptı. Kırk beşine varmadan dul kaldı.
Son yıllarında hastane koridorlarında babamın gölgesinde yaşlandı.
Korktu, erkek dünyasına boyun eğdi, oğullarını kalkan yaptı.
Biz de dağıldık.Biz kızlar aşk için değil, kaçış için evlendik.
Derinlere inince insan ne düşüneceğini şaşırıyor. Gündüz Yavuz...

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Geçmiş geçmedi ki Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Geçmiş geçmedi ki yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Geçmiş Geçmedi ki yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL