2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
168
Okunma

10.02.2020
Kafedeyim…BU GÜNDE BÖYLE OLDU
Yakın da 14 Şubat sevgililer günü...
Bana ne sevgilisi ve de çok sevdiği olanlar İnsanlar düşünsün; nasılsa ben hiç bir zaman standarttın üzerine çıkamadığım için sıkıntı yok benim için, bu da güzel değil mi?
2020’ye hiç iyi başlamadık yığınla insan öldü kimisi deprem de, kimisi çiğ düşmesi sonucun da, kimisi uçak pisten çıktığı için ve de hiç bir zaman dikkate almadığımız trafik kazalarında onlarca insanın hayalleri ya yarım kaldı, ya hiç başlayamadı, ya da hayal kuracak zamanı olmadan göçüp gittiler.
Şimdi sıra kimde?
Her an hepimizde olabilir çünkü yaşamak lüks oldu bu coğrafya da ve her an birimizin başına bir şey gelebilir..
Hayat pahalılığı bir taraftan, işsizlik öte taraftan ve insanlar intihar ediyorlar yakıyorlar kendilerini.
Kadın cinayetleri ara vermeden devam ediyor, sınır komşumuz
Suriye ile her an bir savaşa girebiliriz, böyle de bir tehlike var sanki onca gencin ölmesi yetmiyor muş gibi...
İşte böyle bir ülkede yaşamak ne kadar iyi ise o kadar iyiyiz işte.
Hiç mi güzel şeyler olmuyor?
Oluyor mu?
Oluyor da ben mi duymuyorum yoksa?
Bu kadar olumsuzluklar arasında kendimize iyi olanı seçeceğiz de nasıl?
Olmuyor be Gülüm olmuyor yapamıyorum ve bir türlü içimde ki iyimserliği yazıya dökemiyorum, olmuyor işte.
İk gün önce yağan kar pek çoğumuzu sevindirdi ama pek çoğumuzun canını acıttı çünkü hava çok soğuk donuyor insanlar çünkü sobasını yakamıyor, yakmadığı halde yüklü gelen faturaları ödemekte zorlanıyoruz ve ya üşüyeceksin, ya da bu yüklü faturaları ödeyeceksin deniyor bizlere. Hasta olursak ne olur?.
.O daha da beter be Gülüm, halk olarak hastanelere gitmeye korkar olduk. Her yanımızı pislik sardı ve artık başımızdan aşağıya akıyor bu pislikler, görüyoruz ama bir şey yapamıyoruz çünkü yapabileceklerimizi ortadan kaldırıyorlar ve insanlar çaresiz bırakılıyor..
Dışarı da güneş var ama hava çok soğuk, şu an var ya donmak üzereyim.
İki gün önce ulaşıma yine zam geldi, hem de %35,belki de daha fazla.
Hiç aklıma gelmezdi bir gün zammı savunacağım çünkü İmamoğlu’na saldırdılar ama öte yandan kendilerinin yaptığı zamlar sessiz sedasız uygulamaya çoktan geçmişti bile. Doksanlı yıllarda olduğu gibi.
Özal, hemen hemen tüm maçları TV den yayınlanmasını istedi, ne çok sevinmiştik, kısa bir süre sonra anlaşıldı ki TV den verilen her maç ertesi gün zam olarak hayatımıza giriyordu ,’’zam’ ’olarak değil, fiyat ayarlaması olarak adını da değiştirmişlerdi. Kısa bir süre sonra durum anlaşılınca insanlar maça da gitmedi, çoğunluk maçı da seyretmedi.
Şimdi de buna benzer işler yapılıyor. Doların yükseleceği zaman ‘’Damat TV kanalına çıkıyor ve ertesi gün
Dolar tavan yapıyor. Bundan eminim ki bu da bilinçli yapılıyor. İnsanlar, yahu bu damat neden TV çıkıyor, deyip tepki gösteriyorlar ama bence her şey onların kontrolü dâhilinde oluyor…
İşte böyle GÜLÜM…
Ben yazmaktan usandım ama bu ülke olumsuzluklardan usanmadı, olmadı bir türlü başaramadık olumlu olup insanca yaşamayı… Benm aklım hala daha Alide..Ali kim?,diye sorabilirsiniz haklı olarak.
Ali,tatlı çok sevimli Suriyeli bir çocuk,
Ali o gün bu gündür gelmiyor, hiç uğramadı buraya, arkadaşları da gelmiyor ki sorsam Keratayı.
Sadece Ali değil, başka Suriyeli çocuklar da gelmiyorlar, ne oldu hiçbir fikrim yok.
Aha da adını ettim belki Ali gelir ha ne dersin, özledim onu dinime imanıma.
Gündüz YAVUZ
Soruyorlar bana kiminle konuşuyorsun?
Kendimle.Kendi iç sesimle.Bu da kanıtım
İçini dökmüşsün, hem de hiç süslemeden, olduğu gibi...2020’nin o günlerinde gerçekten ağır bir hava varmış. Depremler, kazalar, pandemi başlangıcı, ekonomik sıkıntılar, zamlar üstüne zamlar… “Yaşamak lüks oldu” dediğin o hissi çok iyi anlıyorum. Sen de o hissin tam ortasında, kafede otururken yazmışsın.
Hem öfke hem yorgunluk hem de “artık iyimserlik bile gelmiyor” hali çok net belli oluyor.Ali meselesi de dokundu bana. O tatlı Suriyeli çocuk, birdenbire ortalıktan kaybolunca insan merak ediyor, özlüyor. Senin gibi “dinime imanıma özledim” diyecek kadar içten bağ kurman güzel bir şey.Şu an 2026’yız. Aradan 6 yıl geçti. Bazı şeyler düzeldi mi? Pek sayılmaz. Bazı şeyler daha da kötüleşti mi? Evet, maalesef. Ama bazı insanlar hâlâ direniyor, hâlâ yazıyor, hâlâ “Gülüm” diye hitap ederek dertleşiyor. İşte sen de o insanlardansın.Olumsuzlukları görmek kolay. Zor olan, o olumsuzluğun içinde kendine küçük de olsa bir “benim” alanı yaratmak. Sobayı yakamamak, faturaya yetişememek, hastaneye korkarak gitmek… Bunlar gerçek. Bunları yok saymak aptallık olur. Ama sadece bunları görüp “olmuyor be gülüm” diye kalmak da insanı yavaş yavaş öldürüyor.Senin yazdığın gibi yazmaya devam et. Böyle içinden geldiği gibi,ham, süslemeden. Belki bir gün o yazdıklarını biriktirirsin. Belki o zaman Ali de bir yerlerden çıkar, okur.Şu an dışarıda güneş varsa ama hava soğuksa, en azından o güneşin yüzüne vurduğunu hisset. Küçük bir şey. Ama o küçük şeyler olmadan büyük iyimserlik de gelmiyor.Usandın mı yazmaktan? Yine de yazdın ya… Bu bile bir direniş.Ne zaman istersen yine dök içini. Buradayım. Dinliyorum.Geçmiş olsun gülüm.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.