15.2.2026 11:26:39
Balkonda deniz,
Denizde Eskihisar vapurları;
Yorgun fenerleri,
Bezgin düdükleri,
Ve geceye kulaç atan
Balıkçı tekneleri
Arada bir seyir yapar
Kruvazörler,
Firkateynler, muhripler,
Denizaltılar, korvetler,
Ama en çok da şilepler,
Dünyanın yükünü taşır gibi
Ve ben;
Oturmuşum bir köşeye,
Cebimde yarım yamalak bir cümle,
Aklımda sen…
Hangi şehirdeyim,
Hangi mevsimdeyim,
Günlerden ne?
Bilmiyorum.
Seni düşünüyorum,
Gecenin orta yerinde…
Acaba şimdi nerede
Uyku tutuyor mu gözlerini
Elleri üşüyor mu?
Sokak lambasına takılıp,
Sarışın hayallere dalıyor mu?
Benim gibi…
Zaman durmuş,
Gece yarısını çoktan geçmiş üstelik
Ne zaman baksam,
Saat 02.20’yi gösteriyor.
Uykuya küskün bu şehir,
Sokaklar uyanık,
Deniz uyanık,
Ben ayakta…
Bir sigara yakıyorum,
Dumanı Eskihisar’a uçuyor.
Omuzuna dokunsa yelden anlarım,
Saçını nemlendirse tuzdan anlarım;
Yoksun…
Ellerim üşüyor,
Sözlerim boğazıma düğüm olmuş,
Sesim çıkmıyor.
Oysa bu eller,
Alevinden tanıyor tenini,
Parmaklarım,
Kıvrımlarından hissediyor belini,
Dudaklarım,
Boynunun sıcaklığını iyi biliyor.
Ve göğsüm,
Güvenli bir sığınak,
Seni bekliyor.
Ama hayret!
İnsan dokunmadığı bir bedeni
Bu kadar net
Nasıl da hatırlar,
Nasıl da özler,
Nasıl da bekler;
Şaşırıyorum…
Gelemezsin,
Elbette biliyorum,
Ama tenim bilmiyor,
Ten;
Gelmeyecek bir bedeni
Beklemekten vazgeçmiyor…
Saat hala 02.20'yi gösteriyor,
Bir demli çay daha koyuyorum
Ve anlıyorum ki,
Bazı insanların yokluğu,
Varlığından,
Çok daha ağır basıyor.