1.1.2018 15:30:12
Anca geldim
Kalbimin kelebeklerince uçup kıyı'dan
Ayak izlerinde büyüyen çocukları toplamadan
Sadece gülüşlerini yedirip yollara
Sana geldim
Özgür ruhunun öfkeli yokuşlarını
Umudun kancasıyla tırmanıp
Ve evde bırakıp şizofrenik ağrıları
Balığın ucundaki yay'ın yıldız oklarını
Kalbimin ortasına sapla diye
Yanmaya geldim
Yarım görünen pencereler aralandığında
Kalksın dört duvar odanın sisi karanlıklardan/
Karanlığında aydınlık yüzün/
Omuzunda sultan kuşun
Masanda kitapların yüzünde
Osmanlı fgürlerin
Bunlar
Ödevi ağır yaşamın imtihanları
Hanlar/mezralar sessizlik içinde
Şems duaları ile dönerken
Mevlevi fincanlarla çay içmeye
Otağına geldim
Tahtında dünya döndü
Tahta kuşlar yerini aldı
Yanımda kızıl ateş
Dereler göçer şehirlere/
Şehirler kapıma
Ihya olur papatyaların yapraklarında
Uğur böcekleri
Senin solunum
Bavulunun içine bavulunu koyan
Ahh...
Nasıl bir özlem
Seni seninle yaşamak
Ölmek kadar
Ilah rüyaların sesiyle okumayı öğrenmeye
Sana geldim
Önce
Gökyüzünü arşınladık
Sıra gökkuşağının yedi renginde
Bahar olmaya
Bendeki senin sırrı
Sığmaz kırkbir yıla
Kırkikiye yirmilik basamağım
Bilirim
Sevgide ısrar etmek gerek
Çocuklarla dönmek için
Dedenin bahçesinde
Uçurtmaları unutmadan
Küçük kahramanların
Hay...
Elifsel düşlerin merhametinde soluğum
Koşşş karbeyaz zeytin ağacına
Orada yıllardır saklı çocukluğumuz
[ italik ]