27.11.2017 22:31:00
hani insan uykusunda sayıklar gibi mırıldanır ya sevdiğinin adını
hani hiç sakınmadan ve hiç bir şeyi saklamadan
çırılçıplak…
içini döker ya bir mektuba yada bir şiire
çekilip bir tenhaya bir şarkının nakaratında gözyaşıyla yanağını yıkar ya
işte öyledir…
yürek işidir
yedi boğum hasrettir
bizde aşk… bir kafeste şakımak değil
bir bozkır kartalı gibi özgürce süzülmektir
ahmak ıslatan yaz yağmuru sanma, kırk ikindi borandır
bir dudak uçuğu değil, tuz basılmış yaradır
Chopin’in inleyen kemanında arama, bir bağlamanın kanayan döşü dür
şık giyimli kadınların şuh kahkahalarından çok, isli gaz lambaların flu ışığında ders çalışan
yoksul öğrencinin uykusu dur
bizde aşk… dünyanın bütün kirine ve isine rağmen kirlenmeyen
tertemiz bir buluttur
tek tabancadır
evden kaçıp, sokağa sığınan bir çocuktur
öyle yetim, öyle öksüz…
farenin neden dağa küstüğünü anlamaktır
göbeğini kendin kesmek, beşiğini kendin sallamaktır
öyle masalla ninniyle değil, düşe kalka büyümektir
bizde aşk… bir gözün erketede…
köprü altında uyumaktır
Züleyha gibi kölesini sevmek, Yusuf gibi kuyuda beklemektir
yandıkça yeşeren, yandıkça çoğalan ormandır
imkansıza bel bağlayıp, dumanlı başına tütün sarmaktır
sevdiğine seranat yapmak değil, türkü yakmaktır
bizde aşk… falçata gibi bilenip…
dikiş tutmaz yara gibi kanamak tır
vatan için ter dökmek, vakti gelende şehit olmaktır
namusun gibi koruyup kollamaktır
hainin karşısına dikilip, tankın önüne yatmaktır
denize dökülmeye ant içmiş bir ırmak gibi akarken
pusuya düşmektir
Brütüs’ten kalma bir hançerle sırtından vurulmak tır
kan davasıdır
intikamdır
zalime kafa tutmak, düşmana mermi yakmaktır
bizde aşk… kanı kanla yıkayıp…
kızılcık şerbeti gibi kan kusturmaktır
na mahremdir
dillere sakız, rakıya meze olmaktır
şeytanın şerri dir
sevapları çiğneyip, günahları bölüşmektir
dişe diş…
göze göz…
eşkıya gibi silahınla sevişmektir
bir yüz görümlüğü görmeye bu dünyayı satmaktır
bizde aşk… şarjöründe son kurşuna aşık olup…
bir yastıkta yaşlanmaktır