3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1349
Okunma
Günüme ölüm yazılı dudaklarımın suskunluğunu
Örtüyorum geceyi döven rüzgarların kanatlarıyla
Yoruluyorum üzerime karabasan gibi çöken ihanetlerin
Açtığı oluklarda sürüklenmelerimden
Yıkık her köşeyi milim milim ezberlerken
Köhne düşlerim
Terk etip gitme derdine düştü hain gülüşlerim
Ellerimi soktuğum her taşın altın da
Çığlıklarım ısırırken parmak ucumu
Bulutlar tükürdü yüzüme en serin düşümü
Ve teslim almışken tüm şehri rüzgarın o tılsımı
Bu gece yine okudum o faslımı
‘’Çingene bir gönüle tutulup kaldın gönül
Her derdin üstüne yazılıp kaldın gönül’’…
Fosforlu gecenin ahenkine kapılıp gidiyordu anılar
Bir ben kalıyordum benden uzak bir benle
Baktığım aynada yabancı bir sima
İşte bu sensin diyordu bana
Bu kadar düştüm mü diye mırıldanırken
Bir yumrukla dağıldı karşımda ki ben
Akan kan bile kırmızı değildi
Kim bu başkalaşmış yaratık diyordum kendime
Tüm kumaşlar küçülmüş gelmiyordu üstüne
Bir çıplaklık ki saklayacak bir ben olmayan
Böyle bitecek hayatın diyordu hiçbir sonu olmayan
Kendimle kavgamdı ne galibi ne mağlubu olmayan
5.0
100% (4)