4
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1117
Okunma
Gözyaşım galebe çalar gözümde;
Utanır yüreğim, saklar acıyı.
Eylül yangınları sönmez özümde;
Sonsuzluğa doğru ekler acıyı.
Geçit töreninde sanki şehitler;
Sürüklenir gider benden benliğim.
Kaynar yüreğimde, taşar ağıtlar;
Kaçar, firar eder benden benliğim.
Bir kara dehlizde yapıldı sorgum;
Duvarlar set idi feryatlarıma.
Yaralar kanardı, olmadı sargım;
Yıllar sığıyordu saatlerime.
Orda vicdanların en karaları
Sırtıma binerek yoruyorlardı.
Tenimde sönerdi sigaraları;
Yaralarıma tuz vuruyorlardı.
Kazındı aklıma, aklım yoruldu;
İzleri derinde, bir kara zaman.
Kırbaçların kırkı birden vuruldu;
Duyan olmuyordu, sessizdi figan.
Günü tanımazdık, zaman hep gece,
Kapkara tavanlar yorganımızdı.
Düğümlenir diller, demez tek hece:
Yerdeki ıslaklık al kanımızdı.
Hayallerim uçar giderdi benden,
Kara tavanlara dalar dururdum.
Atamazdım canı bir türlü tenden
Avuç ile saçlar yolar dururdum.
Yâri düşünürdüm molalarında.
Karşı koydu düşler darbelerine.
Her melanet vardı hilelerinde;
Direnmiştim çağın zorbalarına.
Gözyaşım galebe çalar gözümde;
Utanır yüreğim, saklar acıyı.
Eylül yangınları sönmez özümde;
Sonsuzluğa doğru ekler acıyı.
Kamil Durmuş
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.