8
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
1431
Okunma
gözlerini kör etmiş kusursuzluğun
tebessüm bile edemeyecek kadar
kusursuzluğunda boğulmuşsun
yazdıklarımda kendini göremeyecek kadar uzaksın
oysa bir bardak çay sıcaklığı yol
sonra aramıza bir sandalye atıyordum
gelip simsiyah bir buz oturuyordu
sonra ellerimi kesiyordum
kağıttan kuşlar yaparken
mutsuzluğun bana öğrettiği bir şey vardı
mutluluğu beklemek acı
zamanın farmakolojik bir etkisi olmadığını da öğrendikten sonraydı
kendime döndüm
kedimi kucağıma alıp bir dante-la ördüm
kimse görmedi geçti acım
boşlukları,
taşları seken ıslak parmak uçları gibi atladım
aldırmıyordu bana güvercinlikler
kafesler
zindanlar
aldırınca beyaza kesiyordu siyahın deri değiştirmede ustalaşmış bedenleri
gülmüyordum, ölüm gibi bir şeye değiyordu kirpiklerim susuyordum
duman duman avuçlarda son kalan ümit tozları uçuruluyordu
sonra sen mi geliyordun bir başkası mı aldırmıyordum
aldırınca içimden kuş cehennemleri dökülüyordu
hep üzgündüm
ve bu artık can yakan bir şey olmaktan çıkan olağan bir pazartesiydi
uçurum evet uçurum
sözcüğümü bir kan tabelanın gölgesinde can çekişirken buluyordum
uykuya kalmış çocuklar gibi yorgun ve ayakları soğuktu hüznün
ben yüzünü hiç böyle görmemiştim
aldırmadım geçtim
annem sevdamı gözlerimden anlardı gençtim
şimdi kimse sevdayı tanımıyor
kirli bir sadakat ceplerinden düşüyor
öpüp başına koyan olmuyor
çürüyor
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.