5
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
1098
Okunma

Faşizan bir sevmek bu!
Bütün hücrelerim işgal altındayken
“Çimdik atsın birileri bana” desem de nafile
Hissetmezken etim bile kemiğimi
Yerçekimine aykırıyken ayaklarım
Bir boşlukta savrulurken varlığım
Gittin!
Her yerimi kanatarak!
Indila’nın o içe dokunan sesiyle “Dernière Danse” şarkısı kulaklarımda
“J’ai beau trimer, sans toi ma vie n’est qu’un décor qui brille, vide de sens”
(Deneyebileceğim kadar deniyorum, sensiz hayatım yalnızca anlamsız parıltılı bir dekor)
Kaç kere sardı bu parça başa bilmiyorum!
Sabah penceremi açtığımda
Islak toprak kokusu çarptı suratıma
Nikotinin geceden kalma zehirli kokusunu
Soludum hızlı hızlı ağzımdan dışarıya
Önce ağaçlara
Sonra üstlerindeki kuşlara baktım
Yineledim dilimdeki
Akşamdan kalma yarım şarkıyı…
Tekrarı yoktur hayatın filmler gibi
Ama hep film tadında yaşanır
Aşkın da tekrarı yoktur
Hep ölecekmiş gibi yaşarsın
Ya da hep ölümden dönersin
Ancak, bir kez ölürsün!
İşte bu yüzden diyorum;
Gül kokuşlu bir ayrılık bu
Sinemde leylak yarası
Martı çığlığı
Yağmur kokusu
Tam bir hanım’eli sevdası
Biliyorum geleceksin!
Yoksa böyle dönmezdi başım…
27.08.2015
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.