4
Yorum
15
Beğeni
0,0
Puan
606
Okunma

mızıkçılık
hiç bir şey bilmiyorum dediğim anda
en çok bildiğimdi aslında
saklambaç oynarken
arkasına saklandığım kara gözlerin
ilk onlar öğretmişti korkuyu
sinip büzüşsem yüreğinin siperlerine
elma yanaklı kız deyip yanağımdan makas alırdın
içimden gözlerini oymak
içimden ’’dönülmez akşamların’’ kuytusuna sokulmak gibi
zararsız istekler katar katar geçerdi
ve senli günlerin sararmış yaprakları
takvim sayfalarından usul usul düşerdi.
gelmediğin günler var ya
ah o günler
çelimsiz bacaklarıyla yürümeye çalışan tay gibi
tökezlerdim gün içine
ilk iş elime makas alır
pantolonumun paçalarını keserdim
sensiz geçen güne ceza diye kestiğim
sessiz bir direnişti sonu belli olan
uzun günü kısaltmıştım aklımca
annemden yediğim dayak ödül olurdu
ağlamama sebep.
çember çevirdiğimiz sokaklar dile gelse
ah çamurlu caddeler bizim türkümüzü söylese hani
peş peşe birbirine yaslanmış evler
evsiz çocukların gözlerinde tüterken
kaybolma korkusu olmadan aralarında çevirirdik biz bizi
bilirdim gözünün ucu bende
bilirdin yüreğim sende.
mızıkçı derdin sürekli
kurduğun her oyunu bozardım
ya da suratımı erik yemiş gibi ekşitir
çarpardım sözlerimi sözlerine
devrilirdi cümleler arka üstü
anlamsız cümleler halinde yağardı üzerimize
kızarırdı yüzüm yine.
senden her gidişimde
içimde kaybolan çocuk
elleriyle duvarlarını yoklardı
kapılar kapanırdı yüzüme bilirdim
gurur sarmaşığı sarardı hücreni
inzivaya çekilirdi sevda katıksız.
ve sen
ipini koparmış arı gibi
benle kör olan gözlerini başka çiçeklerde açardın
burnun polenle kaplı
bana gelişin
dudaklarında düşmeyen başka bir ismin acımtırak tadı
anlatırdın
uzaklara dalıp
yüzmeyi bilmene şükrederdim
kıyıda ayrık otu olur
ele güne karşı utanmasız beklerdim göze çarpmadan
içimde bir türlü erimeyen buzdan bir kalıp
yoksulluğu hiç bilmedin
yırtık yüreğin hiç olmadı senin
ayağında son model ayakkabılar
mini etekli
yırtmaçlı bir hayattı istediğin
ekmek
kuşlara atılan yemdi
ki gözlerim katık aşkına zeytin karasına özentiden
güneşten bir parça çalıp elaya boyanmıştı
buna rağmen yoksuldum ben
yırtıktı yüreğimin her yanı
ufak bir gülümsemenle yamanır
yamalı dolaşırdım
soğan ekmekle mükellef bir sofra düşlerdim
gözlerimi sürekli sulandırdığından olmalı.
şimdi
mevsimler değişti
yıllar yılların üstünü örteli
gece başı önünde dolaşıyor
hala sana zaafım var
içimde kırık anılar
üstüne bastıkça çıtırdar
kanayan yanlarımı da aldım
her zamanki mızıkçılığımla
gidiyorum.
artık oynamıyorum seninle yar.
Ayvazım DENİZ