5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
3614
Okunma
Bugün içimde...
Sebebini bilmediğim bir sıkıntı,
Oturduğum masamda,
Başım..
İki elimin arasında,
Saatlerce kala kalmışım öylece.
Vakit..
Nerdeyse gece yarısı.
Taki...
Israrla çalan telofonumun sesi,
Beni irkiltip,kendime getirmişti.
Acaba..
Bu saatte arayan kimdi..?
Belkide...
Burda olduğumu dışarıdan gören biriydi....!
Dayanamadım açtım telofonu,
Takatsız,fersiz,cılız bir ses tonu,
"Alo kimsiniz" dedi.
Aman Allahım....!!
Bu ses...
Bu ses,Babamın sesiydi...
Acaba burda olduğumu nasıl bilmişti.!
Sesi neden böyle...neden fersizdi.
Sorduğumda..
"Ne bileyim oğlum,içime doğdu herhalde"dedi
Benim içimse...
Fırtına öncesi,sessizliğe bürünmüştü bile....
Artık,
İçimdeki yangın büyümüş,
Alev alev yanıyordu yüreğim.
Dillerimiz lal olmuş,
Kelimeler,boğazımıza düğümlenmişti.
Yinede zar zor "Nasılsın Baba"diyebildim.
Babam suskun...!!
Duyduğumsa...
İnceden,hafifçe gelen yanık bir türkü sesiydi.
Sanki fon müziğiydi konuşmamıza.
// Eğer ölürsem buralarda
Eğer benim için ağlayan biri varsa baş ucumda,
Eğer ölürsem buralarda..
Vasiyetimdir, beni götürsünler, doğduğum topraklara.
Beni köyümün yağmurlarında,
Yıkasınlar, yıkasınlar.....//
Diyordu,o yanık türkü...
Arada,
Bitkin sesiyle;
"Oğlum ben hiç iyi değilim,
İkide bir tekliyor bu mered kalbim,
Biran önce gel oğlum"diyebildi...
Ah Allahım,ah...
İşte bunlardı,duymak istemediklerim.
O türküyse,bana birtürlü söylemeyediği,
Vasiyetiydi....
Babam..
Aylar sonra,
Artık o son yolculuğu için köyündeydi.
Çok şükür,Babamın istediği olmuştu.
Bulutlarda yaş tutmuş,
Ağlıyordu...
*
Bugün Babam,
Köyümüzün yağmurlarında yıkanıyordu....
Mahmut Özdemir.
18.06.2015
5.0
100% (11)