9
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
1418
Okunma

Mum ışığı rengindeki silüetlere gölgesi düştü gecenin
Tan yeri ağarmadı henüz
Son vapur limanda son düdüğünü çalana değin
Elinde beyaz mendilli kadınlar beklemeye koyuldu
Kiminin geldi beklediği
Kimi başı önünde
Sildi gözyaşlarını...
Beklendiğini bilmiyordu kimi beklenen
Ve kimisi de asla dönmüyordu gittiği yerden...
Kadınlar umutsuz
Kadınlar ağlıyordu
Kabullenmesi zor bir gerçek çarparken yüzlere
Dünya’nın haliydi bu...
Neden bahşedilirdi ki haketmeyene
Hiç hakkı olamayan mutlululuklar?
Hesap sorulacak tüm makamlar
Işıklarını söndürüyordu
Hayattı işte
Çivisi yoktu
Çaresiz kadınlar çaresiz bekleyişlerde
Ağlıyordu...
Öznesi kaybolan cümleler
Yerini yalnız yükleme bıraktı sonra
Aslı olmayan hayaller utanç duydu
Mateme bürünen yas evinde
Bir türlü kırkıncı gün gelmiyordu.
Ve sonra duvarlar vardı
Akşam olduğu vakit
Yürümeye başlıyordu
Korku bilinen her seramoniyle
Çığlıklar atıyordu umarsız
Īnsanın içini yakan alevler türüyordu...
Çeyiz sandıkları açıldı sonra
Īçinden naftalin kokulu işlemeler saçıldı
Kangren olmuş bir ömür
Kurtulamadı ihanetten
Olmuyorsa olmuyordu
Gülmedi mi lanet olası kader
Gülmüyordu!
Kadın sonuncu umuduyla derin bir uykuya daldı
Bir gün daha böylece son bulurken
Ne dünü arattı bugün
Ne farkı kaldı dünden...
5.0
100% (14)