29
Yorum
41
Beğeni
0,0
Puan
2140
Okunma


Çekiyor mutluluğumun öfkesini
kaderimin anaforu
hüznüme mimar oluyor türetilmiş kelimeler
gün ortasına boyuyorum duvarları boydan boya...
İbn-i Sina bakışlı yarasa akşamlarında.
Yaramın sesiyle bakıyorum uzaklara
hadım ediyorum tüm ışıkları
İzler ediniyor tenim
İstiridyenin kestiği yerde
k/anım tuzlu akıyor hala...
Ellerimde parçalanıyor
ağustos böceklerinin haritası.
Kuş bakışı bakıyor
anlamına karşılık bulamayan kelimeler
Ölüm fermanı gibi
büke büke suskunluğa gömüyorum bir düşü.
Niha-i arzumu katlayıp kaldırıyorum yavaşça
gece ile esmerliğin arasına...
Urgan olup kıskıvrak boynuma dolanırken zaman
Hallacı gibi en derinlerde
aleve dönüşüyor kavrama izleri bir çırpıda
Toplayıp mesafeleri yakıyorum odamın ortasında.
çoğalıyor yaman bir ezgi
Muhalif rüzgarın kıvrımlarında...
Uçurumlar köprüleniyor bakışlarımda
solgunluğa sıvalı uykular üstünde
Yuvalarını terk ediyor gözlerim
Rönesans gülüşlü orta çağda.
Dudaklar hissiz, kalpler gayretsiz
mertliğin tanelerini arıyor elimdeki serçe...
Kim unuttuysa açık
içimdeki Tufanı kapatsın artık...
Şahını mat ediyor atlar gül fırtınasında
Nalları düşüyor gönlümün satrancına.
Aşk sultan tanımaz diyerek
çıkıyorum ipek yoluna...
Veziri esir alıyor yüzsüz dakikalarım.
Sonuna mim koyuyorum
haramilerin talan ettiği hatıraların....
Antik kentin yıkıntıları arasında
Hititlerden kalma güneş gibi
sevgim ile göz kamaştırıyor ışığım
Miadı dolmuş yorgun bir yolcu olsam da
asaletimin ibresi destan yazıyor dağlarda...
’Gel beni şad eyle ’ diyene kadar
Mevlana diyarından bir ses...
Alıyorum ayaklarımın altına cihan saltanatını
dikenler yürüse de dizelerime..
Ölmedim ayaktayım dercesine
arştan ferşe çıkıyor niyazım...
Nöbete duruyor usumun kapısında
ters dönmüş ünlem
Sonsuzla bölünüyor
eserimin son noktasında tümcem...
Yüreğim çatlasa da iki nokta arası
kestirmenin gürültüsünden...
Yürüyorum düş bulutlarının üzerinde
gülüşün yalıyor yüzümü.
Sevdiriyorum kendimi noktalı virgüle.
sözcüklerini sözcüklerimin üstüne yastık yapıyorum
Karanlığa göz kırpıyorum nedensizce
Yatırıyorum göğsüme kalbinin atışlarını
saatin tik taklarını dinlemek yerine...
acımasız bir ışık eritiyor sözlerimi
Nefes alışların ile sendeliyor sesli harfler
tanışıklıklarını bırakıyorlar tenime
Alnıma düşüyor özlemin perçemleri
buruk bir sevinci öldürüyorum içimde
İki çelişki arası uzaklar
uğuldayarak kar topluyor anılarımın üzerinde
Umut fakiri değilim yine de ;
En cimri yanım seni yazmak olsa da şiire..
Ferda Özsoy.