1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
977
Okunma
eski bir şairin başarısız olduğu dönemler gibi
yazmak istiyorum
eskilerden taaaa eskilerden
esen bir rüzgarın
alnımdaki serinliği
okşar, okşar, okşar yanaklarımı
yine bir bahar daha geldi işte
şimdi gelincikler açıyor olmalı bir yerlerde
bu bahar bensiz geçen ilk bahar
ömrümün kalanı ise son bir bahardır
sanki
evde bir limon ağacı
çiçek açmış
kokusunu alamasamda
bahar konmuş saçımın kenarına
eeee, elinde ne varsa onunla idare etmeyi bileceksin
değil mi yani!
kendimi yine dinlemeye başladım
bozkırlar, baharlar, ormanlar
dağlar, sisler
sefere çıkan yıpranmış bir gemi gibi
kaptanı bu seferde olmayan
öyle başıboş
sürüklenir sallanır kucağında dalgalar
okyanus maviliği
koyu ve kasvetli bir günde
lacivert bir fırtınanın kokusu.
ne korkusu! ne korkusu!
coşkusudur içime doğan
ufukta boranlar
ucunda boğulmak varmış
görelim bakalım
kalemimin götürdüğü yerlere gidiyoruz.
sırada buzul ülkesi var
orada kalbi taştan kişiler yaşarmış
soğuğun işlediği yüreklerde
herkes kendi işinin peşinde koşarmış
yani düşünüyorumda ne kadar güzel
kimsenin umurunda olmamak
buzul ülkesinde minik bir prens
kendi başına yol alır
onuru cebinde
acımanın olmadığı bir ülke hayal ediyorum
kaybolduğunda alarma geçilmeyen
soğuğun kucağında uykuya dalar gibi
serin bir ölüm
o eski şefkatler çöllerde kaldı
susuyor susuyor susuyor
ufukta bir serap görüyor
dili damağı kurumuş
cildi buruşmuş
uykuya hasretsin
tek istediğin uyumak artık
kanatlarıyla alıp seni götürecek
ve belki de o minik prensle buluşacaksın.
14.03.2015
5.0
100% (3)