0
Yorum
5
Beğeni
4,8
Puan
1190
Okunma
soğuk duvarların arasındaki pencereden
baktığım iki çınar ağacı vardı
zaman o kadar eskiydi ki
zaman sanki hiç akmıyordu
mevsimlerden, turuncuyla karışık buruk bir yeşil
gövdelerin ezildiği
kahve ayak altlıkları, tabanlar
ezil ezil
içimin titrek kırılgan dallarıydı
mevsimin yaprakları;
organları içli içli oh çekerken,
çatık kaşlı solgun üvercinler
kanatsız alemlerin
uçsuz bucaksız delikanlısı
ben bilinmeyen ormanların
en vahşi kaplanı
elefantlar ki
bir tek o diyarda böyle adlandırılırdı
elefantlar, bozkırların güneşle buluştuğu
mersin a-gonyalarında
içimde öksüz soruların
hiç tınılanmamış
cevaplarında kulaklarım;
kulaklarım
elefanya’nın en büyük kulakları
çıkmaz dalgaların
üzerine serildiği
bir yarım ay gibi, göller;
yeşil bulanık
ah esmeralda,
beni sen bu diyarlarda
bıraktın uçurum uçurum
sessiz bir dönergeç gibi.
07.01.2019
5.0
75% (3)
4.0
25% (1)