0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1077
Okunma
Kaldığım gün akşamında
Gözü kör amaçlara
Adanılan bir kaç gül yaprağı çaresizliği
Dayanır ahşap ıslak kapıma
Her seferinde kapıldığım bu fırtınanın
Dinmeyen sesi
Dolarken kulaklarıma
Dolar ruhumun penceresinden bedenimin gölgesine ızdırap
Kaybolur içinden çıkamadığım o ben
Ben karışırım en şiddetli rüzgara
Sonrası hep doğaçlama...
Ve sus saçmalama
İlahi bir aydınlık dururken tam karşında
Meçhul bir takvim yaprağı yurdu
Karanlık bir işaret bırakır akıl dünyama
Sesinde duyulur sesim
Sen ve ben
Bir perde arkasında
Ayakları tüm çıplaklığı ile ortada
Bedenler bordo perdenin kucağında
Hangi aptallığın güneşinde ısındıysak
Bilmiyoruz soğuk gelebilir yanımıza
Hadi telaş yapma dur
İçini at şu çöpe
Her gün bir dert yumurtlama....
Kahvaltıda salam, peynir, söğüş
Çay uzun sürer kahvaltıdan başlar öğleye dek
Bizim evimizde bulaşıklarda kokar önce biraz
Can sıkıntısı bir hayalet gibi ensede
Bir de kuş var kafeste...
Çırpınan her şey yaşayabilir bu evde
Sessizliğin şahına sunulan her dümende
Doğaçlama, doğaçlama, doğaçlama
Anlık işte o anlık bir hayat bu...
Ya sus saçmalama
Sığın bu gecede yorgan altına kaçmalara...
Geceleri horlama!
Yağmalama
Suç atma
Cevaplama
Her şeyi didik didik sorma!
Unutma
Doğaçlama
Olduğunda
Anla artık işte
Kurcalama....
Bir de...
İnsana şiddete hayır!
Bir kulağından alıp diğerinden çıkarma...
5.0
100% (1)