1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1753
Okunma

Bir uçurum kıyısı var
Deniz gibi bir içi, rengi ve kokusu
Saçı uzar, uzadıkça yüreği
Hızlanır ses treni çok hızlanır
Duraksızlık bocalatır
İnsanüstü bir yaşamla
Uçarken kitapların ucunda
Dokunsan gülecek kadar neşeli
Bakmasan bağıracak kadar hırçın..
Sis perdesi aralandıkça
Gamzelenir gökyüzü
Susar kediler miyavlamalara
Köpekler vaklamalara
Ya da
Çişi gelebilir bir ördeğin havladığı o anda
Dünyayı sevmek kadar büyüyebiliriz
En güçsüz olduğumuz an bile
Güçlüyüz bir erkeğin orası kadar.
Bunu düşünüp gülebiliriz, yana devirip gözleri.
Bir erkek balkona cıkıyor, güçlü sandığı orasıyla
Dünyayı kucaklıyor.
Çelimsiz bir hatıranın içi kokmaya başlayınca
Cam yeşili bir çiçekle bir kadın oturuyor
Kavrulmuş soğan kokusu hemen şurada
Nereye gitsek içimizde taşıdığımız bir organ gibi mutfak
Hey mafya...
Yemeklerim çok lezizdir
İster misin tatmak?
Hah işte o ses
Çarpışma anında yankılanan
Senin saçlarının dibinden geliyor.
Bİtlerin sevişmesi kadar sessiz aslında ama ben duyuyorum
Sonra ne varsa toplayıp suya atıyorum
Şampuanlanıyor sevdiğim oyuncaklar
Gözleri yanıyor aynı benim gibi
Suyun kaynarlığına takılıyor akılları
Balık gibi yüzerek kıyıya vuruyorlar
Ah ne acı! İşte yine ölüyorlar
Kuruyan oyuncakların uyku saati geldiğinde
Ufalanır gömleğimin saklı iç cebi
Ceketimin taşlarla dolu dış cebi
Pantolonumun ucu yırtık arka cebi
Bir de kalbimin cebi var benim
Bilmem kaç haneli....
Oyuncak savarlar göremesin diye
Oraya sakladık seni.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.