26
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1584
Okunma

Evladım diyerek,
Nasırlı ellerin,
Toprağa sarılışı vardı ki bir!
Buram buram sıcakta,
Severek, okşamayı kim bilir...
Nefes alımlık gölgede, çıkım başında,
Ayrılığı düşünürken, kim bilir.
Kucağında sarılışı özledim,
Babama, dolana dolana…
Buğday tarlasında,
Terler yapışmış ıpıslak…
Buğday kılcıkları arasında,
Kin duyar ağlasak?
Anamdan, en helalinden,
Şapur şupur, iştahla,
Doymayı özledim.
Anam başında bembeyaz!
Yağmurun, parfüm sürdüğü,
Rüzgarın savurup dürdüğü,
Mis kokulu, örtmeyi özledim…
Erteledik, küllenir sandık..
Can Nebi, güzel buyurmuş,
Sılayı Rahim’ siz, ömrün tez solduğunu..
Öz’e uyan kabuğuymuş,.
Sıla derdine düştükte anladık,
Toprağın gönüllere dostluğunu..
Ateş düştü, hasretle yandık…
Burnumda, kekik otu,
Söğüt dalından düdüğü,
Ayağımdaki yırtık botu,
Bıldırcınların öttüğü,
Sılamı..yamalı pantolonu,
Yırtık kayrıkomu? Çok, özledim...
gök nara atar, çakar şimşekler,
Yağmur, bardaktan boşandı.
çobanlar eve dönecekler,
ak ineğin, kara buzağısı vardı.
Toprak çekermiş insanı,
Emri-hak zamanı...
Kurtuluş son nefeste,
Ah keşke…
Kim bilir..boncuk boncuk verirken canı…
Senide alacak…
Alan. Ananı, babanı.
Özleyerek bitecek,
Belki hayat…
Siren çalacak apansız…
Öyle bir yel ki…
Hoyrat acımasız…
1999/Kampüs