0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
923
Okunma
en son babamı sevmiştim böyle
giderse ne yaparım diye
en son babamı düşünmüştüm
donup kalmıştım öyle çaresiz,
âciz..
en son annemden ayrılırken böyle bakmıştım
’sarıl, bırakma ne olur’ diye sessizce yalvarmıştım
en son annemin ellerinde böyle ağlamıştım
öylesine mahsun,
solgun..
ilkokul ögretmenime bu kadar bağlanmıştım en son
o benim her şeyim diye düşünmüştüm
gitse karanlık kalır hayatım demiştim
ona terslenmiştim en son, ondan azar işitmiştim
durgun, dolu dolu kalmıştım
ben en son oyuncak tabancamı kırmıştım
uçup gidince muhabbet kuşuma kırılmıştım
sana kadar bir kırmızı arabam vardı sahip olduğum
dertleştiğim, sarılıp uyuduğum küçük ayakkabılarımdı en son
cebi yırtık pantolonumu çıkarmak istememiştim hayatimdan
sen gibi..
sen gelene kadar yağmurlar dostum, şiirler sırdaşımdı
kulaklık bedenimde bir uzuv, ellerim yapayalnızdı
en son sana küsmüştüm böyle
yandığımı göre göre,
hâlâ çıkıp gelmiyorsun diye sana darılmıştım
yani senden önce her şeyim vardı
yani senden önce bir sen eksiktin
en son sen geldin bir nefes ruh gibi
her şeyde biraz sen oldun,
zamanla her şey sen oldun
en son ruhum çekilip gitmişti böyle
sen bırakıp gitmiştin en son..
Lütfi Karabıyık
5.0
100% (2)