8
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
1405
Okunma
4 PERDELİK BİR OYUN
UÇURUMDAKİ YAŞAMLAR
Konu: Hayatın içinden
Oyuncular:
Hasan: Erkek
Emine: Kadın
Esma: Kız
Sığınma evindekiler:
Müjgan
Serap
Mahinur
Tülin
Fatma
Sultan
Fikriye
Meyhanede:
Garson
Osman
Altın günü yapılan ev:
Ferda: Ev sahibi
Funda
Filiz
İlknur
Semra
Spiker
1. Perde:
Evin oturma odası, adam dışarıya çıkmak üzere hazırlanmış, öfkeyle odanın içinde dolaşıp durmakta.
Hasan: Ulan karı ben senin, ananı, avradını!
Senin gibi karının, soyunu, soyadını!
Emine: Aman beyim etme dur, ne olur etme küfür
Döv, dayak at, tekmele, sürükle, yeri süpür
Daha çok yaralıyor ettiğin kötü sözün
Bu sersefil halimi görmez mi acep gözün?
Hasan: Kadın değil mübarek sırf çeneden ibaret
Seni nasıl çekmişim, hayret, vallahi hayret!
Emine: Aldın kaçırdın beni, daha on üç yaşımda
Acılar biriktirdim damlayan her yaşımda.
Hırpaladın yıllarca sırrımı yuttum, sustum
“Kızılcık içtim” dedim aslında hep kan kustum.
Hasan: Hay çenene ne desem hala konuşuyor bak
Yine döverim seni duvarlara çarparak.
Emine: Haksız mıyım efendi, daha kızımız küçük
Ondan kadın olur mu taşıyamaz onca yük.
Söz vermişsin vurarak şişelerin dibine
Yakışır mı sabiyi evermek edebine?
Hasan: Yine döndün dolaştın işi bağladın kıza
Ben istersem olacak o da gösterir rıza.
Emine: Delirdin mi sen adam karar kıza düşer mi?
Ne anlar ki sonunu, hayır mı olur şer mi?
Yaşıtları sokakta ip çevirip atlıyor
Bebeğiyle oynuyor dans edip rahatlıyor.
Hasan: Edebinle konuş bak beni çıldırtma kadın
Öldürürüm gömerim kaybolur yerde adın.
(Kapı açılır kızları Esma girer içeriye.)
Esma: Bu ne gürültü ve ses, yine kavga mı baba?
Yuvamız bir gün huzur bulacak mı acaba?
Hasan: Sen karışma bu işe nerelerden gelirsin
Git sokakta gez dolaş baban evde delirsin.
Sanki bilmiyor musun kavganın sebebini
Korumalısın artık arını edebini.
Az kaldı çok yakında sen de evleneceksin
Esma: Olmaz baba evlenmem! –( Hasan) Aşk mı dileneceksin?
Esma: Gelin mi olacağım bana çocuk diyorken
Okumak istiyorum evliliğe çok erken
Çekmek istemiyorum zavallı annem gibi
Taşıyamam yıllarca evliliği gem gibi.
Hasan: Sus konuşma saygısız bu ne biçim hitaptır?
Seni böyle söyleten öğretmendir, kitaptır.
Çok bile oldu yeter, sana bunca eğitim
Namusunu korumak evlendirmek niyetim.
Emine: Kızımı da alarak gideceğim buradan
o Hasan: – Gücün yeter mi buna, hadi sen de oradan!
Emine: Mahkemeye başvurup seni boşayacağım
o Hasan:– Hele bir dene de gör, kurşunlar sayacağım.
Emine ve Esma oturduğu yerde ağlarken Hasan kapıyı çarpıp odadan dışarı çıkar.
2. Perde
(Kalabalık bir salon, masalarda yemek yiyen kadınlar… Sığınma evindeler…)
Müjgan:
Bilirim ki çok güçtür derdin nedir demesi
Bilirim ki cevabın verilmesi imkânsız
Hepimizin içinde düğümlenirken sesi
Kimse keyfinden düşmez mor çatıya apansız.
Yaşıyoruz sonuçta yaşamak olmasa da
Çekeceğiz nasılsa buna kader diyelim
Tekine dokunmadın her şey durur masada
Boş verelim her şeyi afiyetle yiyelim.
Emine:
İçimde yumruk gibi kocaman bir korku var
Yutmaktan çekinirim belki de yaram azar.
Serap:
Aynı sözleri söyler hepimizin öyküsü
Aynı notaya basar dilimizin türküsü.
Çekinme sakın bacım yoktur inan farkımız
Belki bazen duruyor bizim kader çarkımız.
Mahinur:
Belki yanıldık şaştık bilmeden ettik hata
Belki de bu sebepten düştük yanlış hayata
Tülin:
Tutsaydı elimizden anamız ve babamız
Hor görmeseydi keşke düşünce akrabamız
Atardık adımları yepyeni bir yaşama
Dışlandık unutulduk öyle olmadı ama.
Fatma:
Yıllarca dayak yedim küfür yedim kocamdan
Döndüm baba evime canıma tak demişti
Dul dumanı tüttürmem dedi annem bacamdan
Kadın evi terk etmez, eden alçak demişti.
Sultan:
İhanete uğradım ben de aynı haldeyim
Sığındım bu çatıya daha ben ne edeyim?
Taşımazdım o yükü kaldırmazdı gururum
Buradan da çıkarsam ben kendimi vururum!
Fikriye:
Bir de beni dinleyin anlatayım bacılar
Biraz farklı olsa da benziyor tüm acılar.
Zulme çatınca adım duyuldu bin gün ahım
Her darbe nefesinde döküldü bin günahım.
Yeni doğan güneştim sulayıp söndürdüler
Amacım mutluluktu yolumdan döndürdüler.
Dayanamaz sanırdım beni hisseden canlar
Göğe koşan dumanı görmüyor mu insanlar?
Kurtulmaktır tek çare arşı aldı eyvahım
Kevser sunan sulara ulaştırsın Allah’ım.
Ömrüme yamalandı acım sızım kederim
Bu kan kokan ruhumla bilmem ki ne ederim?
Bir gün şefkat görmedim öz anneye acıktım
Kaçıp gittim sonunda, daha çok ufacıktım.
Kurtarır sanıyordum sevdanın güçlü gizi
Düştüm bir cehenneme sesimde bıçak izi
Umut kavgada öldü perişan derbederim
Çile çiçeği ömrün karşısında ne derim?
Gün geceye düşerken sazımla düş çalarım
Eza kokan anları acımaz parçalarım.
Sevgiyi soluduğum kadardı zalim hayat
On günlük ekmek gibi belki de daha bayat
Çağlamaktan utanır içime dolan yaşım
Kızıl gözlü çatılar şimdi benim sırdaşım.
Dirensem de durmuyor coşkun seli salarım
Bu mor çatı altında hayallere dalarım.
Emine:
Kızım on üç yaşında everecekti beyim
Onun içindi çabam kaçmayıp ne edeyim.
Ben de çocuk gelindim amca dediğim adam
Acımadan kaçırdı acıyla doldu odam.
Müjgan:
Kaçırdılar mı seni, almadılar mı geri?
Benim çocuğum olsa dağıtırdım her yeri.
Emine:
Bir gün denedim ama annem eve koymadı
Hüzün elbisem vardı üzerimden soymadı
Dedi ki; kadın olmak, dul olmak kolay mıdır?
Bardak bardak dolaşan dem kızılı çay mıdır?
Alamam seni geri döneceksin beyine
Kaderimdir diyerek çekeceksin sen yine.
Çarem yoktu bacılar yeniden eve döndüm
Alevlenen çıraydım kirli sularla söndüm.
Evcilik oynuyordum artık anne olmuştum
Tomurcuktum çiçektim don vurmuştu solmuştum.
Geldim ama buraya içimde bir korku var
Ben kocamı bilirim ya vurur ya da asar.
Mahinur:
Hepimiz de aynıyız bitmez bizim çilemiz
Sahip çıksa ne olur bizim de ailemiz?
Kadın olmak mıdır ki suçumuz bilemeyiz
Alnımızdan yazıyı istesek silemeyiz.
Serap:
Bırakın ağlamayı gülelim oynayalım
Yeniden doğduk deyip geçmişi yok sayalım.
Haydi, halay çekelim herkes el ele tutsun
Ne kadar zalim varsa toprak onları yutsun.
*
“Kadınlar oynayarak sahneden çıkarlar.”
(Hasan bir meyhanededir, sarhoştur…)
Hasan:
Bir şişe daha getir, duymadın mı hey garson!
Garson:
Tamam, ama borcun çok bilesin bu şişe son.
Hasan:
Ah ah! Şu insanoğlu, bir kez düşmeye görsün
Kimse bakmaz yüzüne toplanayım görürsün.
Para dediğin ne ki zaten moralim bozuk
Demlenmek istiyorum içkimi getir çabuk!
Garson:
Bedavacı serseri zıkkımın kökünü iç
Kaçırmışsın karını bu çare olur mu hiç?
(Dışarıdan Hasan’ın arkadaşı Osman girer.)
Osman:
Bakıyorum vurmuşsun şişelerin dibine
Bu efkârın bu gamın de haydi sebebi ne?
Hasan:
Bilmez gibi konuşma karı gitti geçende
Alay mı ediyorsun el âlem gibi sen de?
Osman:
E, bilmezsen arkadaş elindeki değeri
Ahından inletirsin işte böyle her yeri.
Ha, bu arada, bizimki görmüş senin hanımı
Hasan:
Unutmak istiyorum sıkma şimdi canımı.
Sokakta mı gezecek eşek gibi dönecek
Gururunun ışığı nefesimle sönecek.
Osman:
Ha hay sen öyle zannet mahkemeye başvurmuş
Bir sığınma evinde yeni bir yaşam kurmuş.
Sen kendini avut dur sen buralarda oyalan
Hasan:
O hiçbir şey yapamaz bana söyleme yalan.
Osman:
Kızını göndererek bir yatılı okula
Muhtaç etmeyecekmiş ayyaş, sarhoş bir kula.
Nasıl kabul edersin, söyle nasıl erkeksin?
Gelip içmek yerine yanına gideceksin.
Hasan:
Sus oğlum, yeter artık! Kafamın içi duman
Düşünürüm hepsini eve gittiğim zaman.
Osman:
Karın seni boşuyor; kabul etmek var mıdır?
Dayağından usanmış hani erlik gururun?
Vuracaksın elbette yıkılmaz duvar mıdır?
Onu ezmek bağırtmak değil midir sürurun?
Hasan:
Sus artık kafam iyi beni gaza getirme
Hapislerde çürürüm hayatımı bitirme.
Osman:
Karın seni boşuyor; gitmez mi başkasına
Sarmaz mı bedenini kor ateşten bir haset
Bak seni terk ediyor bakmadan arkasına
Yaşamak haram ona olmalı yanmış ceset.
Hasan:
Terk etmemeliydi beni, evet, ölmeli elbet
Yapayalnız kalmak mı, çekemem ilelebet.
Osman:
Karın seni boşuyor; ne olur küçük kızın?
Kur kafanda hepsini kime diyecek baba?
Aklına girdi belli çok çeneli baldızın
Bacısını da alıp öldürsek mi acaba?
Hasan:
Soyu yansın kurusun öldürürüm vallahi
Bomba kor patlatırım evlerini billahi.
Osman:
Karın seni boşuyor; yalnız mı kalacaksın?
Mazlum eşin dururken kime gücün yeter ki?
Ezilmeye layıktır sopayı alacaksın
Kör olası vicdanın sızlamasın yeter ki.
Hasan:
Kararımı vermişim eller ne derse desin
O kadının eceli elimden olur kesin!
Osman:
Karın seni boşuyor; terk edilmek var mıdır?
Ne dersin insanlara kahvende sokağında
“Namus” der kurtulursun hâkim canavar mıdır?
Çek tetiği vur onu gül açsın şakağında.
Hasan:
Yakalayıp sokakta serpeyim mi kezzabı
Neymiş öğrensin artık cefayı ve azabı.
Osman:
Yok mudur üç kuruşun dök üstüne benzini
Kara kömüre çevir ipek pembe benzini.
Bas evi kır kapıyı vur hepsini tüfekle
Hemen kaçma oradan can vermesini bekle.
Hasan:
Yakalayıp köşede bıçağı saplayayım
Çok olmalı darbeler bir de hesaplayayım.
Terk edilmek değil mi gecelerde kâbusum
Erkeğim ben vururum kurtulacak namusum.
Evde salonda kadınlar altın günü yapmışlar sohbet ediyorlar:
Ferda:
Son altın günümüzdü bu sezon bitti artık
Çok güzel bir tatili en sonunda hak ettik.
Gitmek istiyorum bu kez Bahama’lara
Yüzeceğim denizde suları yara yara.
Dans ederek diskoda güleceğim gönlümce
Unutmak istemem hiç ben bu yazı ömrümce.
Funda:
Biz sıkıldık cicişkom Avrupa’dan Asya’dan
Bir yalı kiraladık yaz için Antalya’dan.
Filiz:
Sanırım gideceğiz çocuklarla Bodrum’a
Uzanmak istiyorum sahilde kızgın kuma.
İlknur:
Kadın olmak ne güzel eş kazanır biz yeriz
Yardımcımız iş yapar biz de yorulduk deriz.
Ferda:
Ne oldu Semra Hanım gözün takıldı yine
Bırak televizyonu fal bakayım beyine.
Geçende esmer vardı nakışlanan kahvede
Belki sarışın çıkar bu sefer de telvede.
Semra:
Alay mı ediyorsun erkek adam azgındır
Seninki yapmaz diye sen de kendini kandır.
Zamanı boşa verdik lafın belini kırdık
Gördünüz mü sonunda haberleri kaçırdık.
3. Filiz:
Başka derdin yok mudur canımız sıkılacak
Kimin umurunda ki bu vatan yıkılacak…
Paramız var çok şükür vatandır her yer bize
Takmayın kafanıza tavsiyemdir bu size.
Semra:
Az sesini açsana kadın bir şeyler diyor
Yüzüne baksanıza sanki küfür ediyor.
Spiker:
Kadın cinayetine bir yenisi eklendi
İzledi hep insanlar ölmesi mi beklendi?
Delip geçmiş kadını tam otuz beş yerinden
Bazısı hafif ama çoğu darbe derinden…
Bir de şöyle söylemiş: Her yaşına bir bıçak
Her biri ayrı ayrı yerine saplanacak!
Boşanmak da ne demek kâbustur benim için
Kalkışanı öldürmek namustur benim için.
Lanet olsun kadının ömründeki bu sona
Ben sustum siz anlayın neler söylerim ona.
İlknur:
Aman kapat şekerim bozulacak moralim
Yenildim ya konkende zaten kalmadı halim.
Hizmetçi:
Abla ne diyorsunuz? Bir kadın ölmüş yine
Nerdeyse sevindiniz garibin öldüğüne.
İnsanlık nerde kaldı hani nerede vicdan
Ferda:
Turp sıkma keyfimize çekil şimdi oradan!
İşine bak çay getir söyle bu nasıl bir gaf
Haddine mi düşmüştür bize yetiştirmek laf?
Hizmetçi:
Hepimiz kadınız ya aramızda uçurum
Bizler sessiz kalırsak nasıl düzelir durum?
Siz sessiz kalırsanız düzelir mi bu durum?
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.