7
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
1644
Okunma
“”Bu şehr-i Stanbul ki bi mislü bâhâdır
Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır”” Nedim
(Bu İstanbul şehri öyle çok değerlidir ki
Bir taşına bütün İran feda edilse bile layıktır)
“”Bu şehr-i Stanbul ki bi mislü bâhâdır
Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır”” Nedim
Nedim’in bu sevdası İstanbul’a sezadır
Ondan ayrı kalana nefes bile ezâdır
Evet der-saadetin aşkı böyle bir hâldir
Eğer varsa bir eşi gökyüzünde hilaldir
Zamana zincir vurdu Nedim’in serenâdı
Bir adı İslambol’ken Nedim’di diğer adı
Boğazda bir kahvede bu hâlin içindeyim
Encâmına bakarken neden ve niçindeyim
Vakit akşama yakın gözbebeğimde efkâr
Müstehzi dudağında hâlâ o eski vakar
Güneş tebessümünü değdirirken boğaza
Denizde kızıl ahenk benziyor çeşm-i naza
Karşımda Kuleli’nin kasvetli duran yüzü
Hâlâ heybet timsâli gecesi ve gündüzü
Çamlıca’nın efsunu hıfz ediyor geçmişi
Bağrını kemirirken asrın garabet dişi
Beylerbeyi kimsesiz boynu bükük yaralı
O eski günlerine gözlerini vuralı
İki inci gerdanlık iki kıtaya hâkim
Nasıl mesrûr olurdu eğer görseydi Nedim
Varlığından habersiz üstünde binlerce kul
Kim derdi ki kalacak böyle sevgiden yoksul
Ağla İstanbul ağla ey gevher-i yekpâre
O eski haşmetinden nasıl kaldın biçare
İki kadim dostuz biz mayamız su ve toprak
Haydi, gel ağlayalım geçmişi yaprak yaprak
Sen kızıl yalnızlığın destan dolu yongası
Ben o yalnızlığının gönüllü prangası
Sanki ikiz gibiyiz yolumuz bahtımız bir
Bizim bu hâlimizi kimler edecek tabir
İki sevgili gibi yalnızlık hikâyemiz
Yalnızlıkta tükenmek belki de son pâyemiz
Can Makberî diyerek koynuna al sar beni
Ezelden ta ebede yâr bilmişim yâr seni
____________Makberî
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.