12
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
2389
Okunma

İki sevenden biri ölümü beklerse ne olur?! Bu gönülsüz bir ayrılığın yoğrulmuş hikayesi...
Kavuşmak,
Artık kıyamete kaldı.
Bekle İsrafil’in suru üfürmesini.
Beni cehennem ateşiyle korkutmayın,
Dünyada yaşadım bin türlüsünü,
Ahiretin en harlı ateşini.
Cennet denilen sükût,
Senin gözlerinde kaldı... .............
Bir şubat günü veda,
acı bir ses kulakta.
Sabahın ayazında titrek,
Karşılaştığımızda sokakta,
O ayrılık günü oracıkta.
Bir veda busesi bile yok,
Sen giderken,
Kala, kala, kaldım ayakta.
Her şey bıraktığın gibi kaldı.
Takvimler zamanı geri sardı,
Ağlamak,
Hüznümü tarifte küçük kaldı.
İki şakağımda zonklayan ağrı,
Küçülen gözlerimi hüzün sardı.
Yüzümde beliren o derin çizgiler,
En son baktığım aynada kaldı.
Kirli yorganıma sarıl ve büzül,
Ey anılar hoyratça sıralan ve dizil.
Efkârda bu gece kader denilen yazı,
Görünmez kalemle yazıl ve çizil.
İflas eden bedenim.
Yatak denilen sedyeye uzan,
Hayat denilen doktora kesil ve biçil.
Ne, nerde, nasıl,
sorular cevapsız kaldı.
Kulda günah diz boyu,
Kader günahsız kaldı.
Talihin hiç mi suçu yok,
Acılarım sebepsiz kaldı.
Bu çilenin bir bedeli olmalı,
Vurulan boynum diyetsiz kaldı.
Özlem,
En az şehvet kadar yakıcı.
Çile huzur kadar keskin kılıç,
Ölüm gibi istenmeyen son,
İstenmeyenler hayatta kaldı.
Ey gönül artık geceler senin,
Hayallerde istediğin dala kon.
Artık avut kendini, En son konduğun dal,
Kış ortasında ayazda kaldı.
Kavuşmak,
Artık kıyamete kaldı.
Bekle İsrafil’in suru üfürmesini.
Beni cehennem ateşiyle korkutmayın,
Dünyada yaşadım bin türlüsünü,
Ahiretin en harlı ateşini.
Cennet denilen sükût,
Senin gözlerinde kaldı...
5.0
100% (24)