2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
849
Okunma
Güneş,
dağların kurulmadığı çok geniş bir arazide
çıplak ayakların altındaki kumları
delicesine yakıyordu şimdi..
Yakıcılığa alışmış tabanlar
tozu toprağı birbirine katarak
tepiniyor, dövünüyor,
gözyaşlarına boğuluyordu..
işte medeniyet silsilesi de burada başlıyordu
farklı kıtalara mesajlar ulaşıyor
yapılacakların yapılanların ardında kalmayacağı
şiddetle vurgulanıyordu,
şiddet arttıkça da medeniyet sallanmıyor;
aksine daha sağlamlaşıyordu,
silsile usulü ile bir üste doğru
sinsice sızdırıyordu içinde sakladığını
Güneş, o gün geldiğinde
dağların üzerinde kurulamayacak,
gök kubbe üzerinde kara bulutlar
ve onun altındakiler
elbet bir gün açlıktan ölen kara bedenler gibi
tepinecek, dövünecek lakin
en kötüsü de tanrı tarafından dışlanacaklardı,
böylece silsile ne kadar yükseğe çıksa da
en yükseklerde bekleyenlerin emirlerinin de
nihai emirler olduğu anlaşılacaktı
bir kez daha bugün ve bin kez daha
geçmişte olduğu gibi..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.