0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1578
Okunma
Binme
Dalıma, Dalıma
kaldıramam ben Kulum!
"Kendin ettin, kendin bul!"
da deme Kara Zurna,
yükleme Yükü bana.
Kambur
yaşlı bir İstanbul’um.
Dikme Bre
Gökdelenleri 7 Tepeme,
sıkma Boğazımı sıra-sıra Asma Köprülerinle,
çek Ellerini, Nefes almıyorum
Yolsuz,
yurgun bir İstanbul’um,
Açma,
Hotel, Plazza, Meyhane, Kahvehane, Pastahane, Kerh...
Kendim açım,
aldanmış Kursakları nasıl doyururum?
Ne sapla bağrıma Kama gibi Köprü Ayakları,
nede döşe Deniz dibime Marmaray!
Fay’ım kırık, içim Yarıkktır benim vay!
Çatlak Zelzeleli bir Platoda otururum,
kırgın,
eski bir İstanbulum.
Burda
Özgür Umut kırılsada bir An,
sokulmak istensede oraya Hançer gibi, bir Dükkan,
kesilsede Dal-Budak, yeşil Yaprak, Özgür Ağaç,
setlensede Polisimin koruduğu(?)
Kurtuluş, Hüriyet, Bağımsızlık Yolum,
yani
Taksim, İstiklal Caddesindeki Sonum!
Şimdi ben
Gezi Parkı’nda,
Atatürk Anıtında
yeni bir İstanbul’um.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.