3
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
868
Okunma
Duvarlar
Kilim ipliğinde güveler şende,
Zılgıt havasında karasinekler.
Yastık oyasına gölge düşende,
Köşe minderinde matem pinekler.
-Üç yüz altmış beş gün, yedi yirmi dört,
-Uyusun garibim ört üstünü, ört.
Kamburu hezanın bahtına vurur,
Direkler mor yükün yorgun devesi.
Etrafında kahır dolanır durur,
Duvarlar çığlığın tunç çerçevesi.
-Mertek çürük, direk kambur, yük ağır.
-Duvarlar kör, dilsiz. Duvarlar sağır.
Tokmağında hışım, dibekte ağı.
Saat tik tak tik tak, çile yoğurur,
Yaşanan hayaldi yarın Kafdağı,
Yelda ağır yüklü, gör ne doğurur.
-Ölümün rahminde, beklenen bebek.
-Emanet kanatla uçan kelebek.
Kapılar, umuda geçmiş kelepçe,
Hangisini açsan ardı kan gölü.
Oda; Hama, Humus. Salon; Halep’çe.
Her eşyada bin bir hatıra ölü.
-Ceset ceset yükte dağarcık zarı,
-Duvarlar; boğulmuş cenin mezarı.
Açık pencerenin tülü savrulur,
Sonbahar akşamı serinliğinde.
Sönmüş bir ocağın külü savrulur,
Dumanı tavanın derinliğinde.
-Üst katta bir çocuk misket yuvarlar.
-Duvarlar, çin çin çin öter duvarlar.
Bir resim, aynanın sol köşesinde,
Sakalına tel tel düşmüş kırağı,
Bir resim, yolculuk telaşesinde,
Akşamdan toplamış tası tarağı.
-Yolculuk yolların bittiği yere,
-Bütün gelenlerin gittiği yere.
Bütün fırtınalar bir nefese denk.
Titreyen bir mumu söndüresiye.
Kudreti sonsuzun ilminde ahenk.
“Dön” deyip, dünyayı döndüresiye.
-Bütün fırtınalar bir nefese denk.
-Kudreti sonsuzun ilminde ahenk.
10-03-2013
Şefik Tiryaki
5.0
100% (4)