9
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
3384
Okunma

Yeni bir gün,
Ters tarafından uyanıyordu
Bir tren ve bir de sonsuzluğa aday bir yolcu
Ölümlerin iştahını kabartıyordu
Bendim, ah bendim doğrusu
Bendim istasyonda ki o yitik aşk mağduru !...
İçim titreyerek peron da bekliyordum
Gelmişten geleceğe maziyi uğurluyordum
Canımın ferine göre,
Sanki bir muma dönüyordum...
Gitmek üzereydi uzaklara
Demir pençeli, kömür giysili tren
Ruhum istasyonda böyle rehin kalırken
Ben değil,
Alevlerim uğurlayacaktı onu zaten
O yüreğimin altın kafesinden uçup giderken !...
Karalar giyinmiş gibiydi her dünyada ki şey
Düş bile seçemiyordum içimin karartısından
En büyük parçamdı benim bir zaman
Az sonra etimden lime lime kopacak olan
Bir yanım kara da kül olmaktaydı şu an,
Bir yanım hava da duman !…
Zaman mezarlığında bekleye bekleye
Pas tutacaktır biliyorum ki,
Canımı o terk edince
Bu tür ayrılıkların işiydi unutulmak bence
Bulamayacaktım ayrılığın sonun da ben beni bile...
Gidişinden sonra başlayacaktır ben de asıl dert
"Ayrılık ateşten bir ok" dedikleri aslında bir cinnet
Dahası ayrılık sırf acılarla beslenen bir illet
Yağlı sicim gibi saracaktır boğazını
Böylesine adressiz ve vedasız bir hicret !...
Gitmiş olunca tamamen gitse ne ala;
Yokluğunun saldırısıyla,
Tekmil duygularım kalkacak hep yağa !
Her gece yarısı olduğun da
Göz dikecek onun düşleri uykularıma
Yeni infilaklar musallat olacak ruhuma
Savrulacak viraneliğim dört bir tarafa !!!...
Kim gidiyor, kim kalıyor fark etmiyordu
Her iki halde birinin yanında biri olmuyordu
Kader elime bir“sabır”reçetesi tutuşturmuştu
Ayrılıkların bir türlü eskitemediği bu istasyon,
Şimdi de senden artan beni imhaya hazırlıyordu !...
Melül mahzun tütüp duruyordum taş peron da
Sadece ben kalmıştım
Ben kalmıştım, kalabalık bir dünyanın loş ışıklarında
Defnetmişti sanki beton bir mezara
O beni son bir hoşçakal’ıyla !...
Değil miydi onu götüren demir bedenli bir tren
Başka ne beklenirdi ki öyle bir demir cüsseden
His yok, sevgi yok, yolu var, dönüşü meçhul bir şeritten
Bir tren vardı, demir olduğu için beni kendine dert etmeyen,
Bir de trenin hissiz dünyasında beni o terk etmeye yeltenen !…
Kala kalmıştım umarsız ölümlerin mahşerinde
Hoyrat bir istasyonun azı dişleri arasında öğütüle öğütüle !
Ben hala didiniyordum hayatıma yüzdürmeye
Canıma ölüm emirleri savuran gelgitlerimle,
Sürüklenmekteydim bir depremden bir depreme !!!...
Gelmek üzereydi uğursuz gece yarısı expresi
Kurtuluyorsun diye yatıştırıyordu kader güya kendince beni
Öyle kandırırım sanıyordu bu talihsiz yüreği
Sağ olsun hayırsız Şeytan da kulağıma fısıldadığı gibi,
Atıverecektim hissiz trenin altına birden kendimi
Öğrenecektin belki de sen bir tesadüf eseri,
Okuyunca üçüncü sayfalık o malum intihar haberimi !...
Birazdan ruhumu sürüklemeye başlayacak sana bilesin
Gamsız istasyondan kalkarken VEDA TRENİN
Tükene tükene yol alacağım soğuk raylar da bedenim
Bekleyim göreceksin
Sanırım kötürüm olacaktır sen duyunca bunu tüm keşke’lerin...
Tıkayacaktır boğazına
Demek istenip de denmeyenler o zaman
Pazara kadar değil, hani mezara kadardı sevgimiz hatırla ?
Tabi ki de yüreğin hala yerin de duruyorsa ?!…
Her hangi bir vatandaş gibi gelirsin belki duyunca
Oturursun bulunduğum dünyanın toprak kıyıcığına
Razı olurum hani bir sevenim olmasan da,
Issız sayarım ruhumu hatta,
Mezarımın başucunda sen olmayınca
Yeter ki el açıp dua eden
Son an da bile olsa
Bari sen ol bana ?!!!...
İ. HAKKI GÜRCANOK
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.