6
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1298
Okunma

ah be kıtır efendi
hani
demiştin ya bir zamanlar
masalarda ruj lekeli peçeteler
biraz da bıyık mirası kimisinde
işte çekip gittiler
nihayet
bulaşıklar beni bekliyor gerisinde
öğrenme süreci hayat
ve
bir gaflet anı iyimserlik
fil nefesinde çınlarken kulaklarım
gözlerim ikindi vakti
dağılın dedi kara bulutlara
hiç
kaygılarla barışık olur mu içtenlik
dil ucuydu çekilmeyen dırdır
çok bilen anlamamış
dinlerken birine bin katmış
gün doğumundaki şu dağ var ya
biraz ıslansa şimdi
sanki üstüme yıkılacak gibi
tedirginim zira
tatlıyı çok sever harici tozlar
sonuçta
adres sormuyor bütün mikroplar
özde katran karası nice şekiller
yeşiller içinde beyazdır
işte bu yüzden şaşırmak ne mümkün
masumca tebessüm ederken maskeler
suya hicranı varsa toprağın
elbette çatlar
baharında boynu bükülür nar çiçeğinin
iğnesi kırılır balı çalınan böceğin
bir daha anladım
nafileymiş hak etmeyene saygı
çıkar dünyası bu
dikişleri çok sağlam bencilliğin
doyulan neydi tas tamam
ateş aldınız aşikar
sabırsız paşa’nın beklediği kelle
sırdan ibaret koltuğunuzda
hadi
sonuna kadar açın pergellerinizi
ertesinde
tavşanlar izlesin martavallarınızı
ben mi
efkarım savrulurken dumanlarda
elimde şapkam soracağım
ne olur
yalan esintilerden uzak olsun
dostluğu tarif edin bana
31.05.2013-Ahmet BOZTAŞ
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.