31
Yorum
41
Beğeni
5,0
Puan
3413
Okunma

o durul beldede kırçıl
ve çakıl gibi
benizleri nisâyı andıran duru yüzlü
bir kardelenin soygun teninde
pamuksu bir özlem
ve ipek bir acının çığlığı
minvâlini yitirmiş
façalı bir bulutun gözcül çisili gibi
o cemrenin en yalın hâliyle
atlas halısı gibi serilmeliyiz şimdi
yer yanağına sevgilim...
ve
şebnem dokundu demeli tenime
mevsimin on yedilik kız zarifliğindeki
o gamzeli nisâ(n)
rüzgâr laterna ritminde kaldırmalı
artçıl bir kuvvetle esmerliğini
öpmeli karstik bir düş
iki kaşının uvalasından süzülerek
yay gibi dokunmalı dilinde
keman telleri dokumalı öyle
duru bir ezginin
dev kazanından usulca dökülerek
şimdi
daha ölgün bir gölün perspektifinde
ve mevlâ göz yaşlarını yaratırken
saydam bir mercekten
nasıl tebessümle uyanmalı
iki yanağındaki o durağan obruk
yüz yıllık ağrım diyorum
bağrımda öyle yanık cehennem
seni cennetin hangi renginde sevmeliyim sevgilim
çivit bakışlı ömrüm böyle sararırken...
5.0
100% (47)