6
Yorum
13
Beğeni
0,0
Puan
1685
Okunma

gerçek değil
mavi ambiyanslı o kalabalık mekan
sahnesi dar
ölçsen biçsen romeo’nun öldüğü kadar
ait değil hiçbir geceye
müziğe ritim tutan
gerdan kırıp, bel kıvıran
duman başlı çöp adamlar
varlıkları o mekan kadar
konuşmaz renkli ve yüzdelikli içki şişeleri
utanç saklı damlaları
gölgelediğinden
haddinden fazla kalın
haddinden fazla ağır
gerçeği
mekan uzak
habersiz mekan
demli çay, sert kahve yükü altında
fincanının dibinde ezilenin,
bir otobüs durağında
herhangi bir yerden gelip
hiçbir yere gitmeyecek otobüslerin
hiçbirini sahiplenmeden bekleyenin dünyasından
o kimdir ?
kimdir, kül tablasına basılan yarım sigara gibi
ama tam söndürülmediğinden
yanan için için
ve ısrarla o sesin gelmesine umut büyüten
* ihtiyar bir telefondan ne parlayabilir ?
ya o kadın ?
yırtmacının ucundan
sırtındaki ve omzundaki uçurumdan
dökerken izlerini dudakların ve parmakların
karizmasına alkış tutan sersemlere tepeletirken
yerlere serilmiş öpüşlerin ve dokunuşların
mahrem suretini
biteviye !
perdeler kapanır
er geç
vurur dibe
her gece ve eğlence
birilerinin çıplak kalışı
özentisidir boş kadehlere
eksilir birileri zamana
hiçbir otobüsü beklemeyen
esrik bir ayna bulunur
uysal adımlarla dönülen evde
karşısında
mekandan kalma sarhoşluk
ve yorgun kıyafetler içinde
tenden ayıklanırken yabancı bakışlar
fark edilir mütemadi izlerin nasıl silindiği
unutmak, çabuk unutulan bir yanılgıdır
ve ardında serkeş gecenin
gün gibi aydınlıktır;
romeo’nun ölmediği
…
Tuncer Canseven